pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 A DAN Z YE İSİMLERİN ANLAMLARI: F-G HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI

F-G HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI

F HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
FADİLE: (AR) Faziletli, fazilet sahibi. Erdemli, üstün.FADİME: (TR) (bkz. Fatma).
FAHAMET: (AR) Fahimlik, ululuk. İtibar, kıymet, değer.
FAHİME: (AR) Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı. Ulu, büyük, sayan.
FAHİRE: (AR) Övünülecek, iftihar edilecek. Şerefli, kıymetli. Parlak, güzel, mükemmel.
FAHRİYE: (AR) Bir karşılık beklemeden yalnızca şeref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen iş. (İş, sıfat, unvan). Fahri üye; maaşsız, ücretsiz veya kurum için gurur kaynağı olan kişi.
FAHRUNNİSA: (AR) Çok övünen, şanlı, şerefli, onurlu kadın.
FAİKA: (AR) Üstün, seçkin, yüksek, ileri. Mümtaz, manevi olarak üstün olan.
FAİZA: (AR) Fevz bulan, muradına ulaşan, başarı kazanan.
FATİNE: (AR) Zeki, anlayışlı. Zihni açık, kavrayışlı. Uyanık.
FATIMA / FATMA: (AR) Sütten kesilmiş. Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kılınmış.
FATMAGÜL: (AR) (bkz. Fatma).
FATMANUR: (AR) (bkz. Fatma).
FAYİHA: (AR) Çiçek veya meyve kokusu. Güzel kokulu nesne.
FAZILA: (AR) Faziletli, fazilet sahibi.
FAZİLET: (AR) İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez yetenek, güzel vasıf. Kişiyi, ahlaklı ve iyi hareket etmeye yönelten manevi kuvvet. İnsanın yaratılışındaki iyilik, iyi huy, erdem.
FECRİYE: (AR) Sabaha karşı güneş doğmadan önce ufkun gündoğusu tarafından görülen aydınlığı, tanyerinin ağarması.
FEHAMET: (AR) (bkz. Fahamet).
FEHİME: (AR) Zeki, anlayışlı, pek çok anlayan.
FEHMİYE: (AR) Zeki, anlayışlı, pek çok anlayan.
FERAH: (Ar) Gönül açıklığı. Sevinç, scvinme.
FERAHENGİZ: (FAR) Ünlü bir çeşit lale.
FERAHET: (FAR) Şan ve şeref.
FERAHFEZA: (AR-FAR) Ferah artıran. Türk müziğinin birleşik makamlarından. Meşhur bir lale türü.
FERAHNA: (FAR) Bolluk, genişlik. Geniş yer.
FERAHNAK: (AR-FAR) Sevinçli. Türk müziğinin birleşik makamlarından.
FERAHNAZ: (FAR) Nazlı kız.
FERAHŞAN: (AR-FAR) Sevinç veren. Ferah saçan.
FERASET: (AR) Anlayışlılık, çabuk seziş.
FERAY: (FAR) Aydınlık, parlak ay, canlılık, süs, zinet.
FERDA: (FAR) Yarın. Gelecek zaman, ati. Ahiret, öbür dünya.
FERDANE: (AR) Tekli, yalnız.
FERDİYYE: (AR) Fertle ilgili, ferde has, tek başına yapılan.
FERHUNDE: (FAR) Mübarek, mesut, meymenetli, kutlu, uğurlu
FERİDE: (AR) Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün. Kendi iradesiyle hareket eden, kibirli, gururlu kimse.
FERMA: (FAR) Emreden, buyuran. Amir.
FERZAN: (FAR) İlim ve hikmet.
FERZANE: (FAR) Alim, bilgin, seçkin. Benzerlerinden, akranlarından ileride. Hakim, düşünür.
FESAHAT: (AR) Açıklık, duruluk.
FETANET: (AR) Zihin açıklığı, zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi kavraması.
FETHİYYE: (AR) Fethe mensup. Fetih hakkında yazılan kaside.
FEVZİYE: (AR) Kurtuluşla ilgili. Zafere ait. Galip gelen, üstün olan.
FEYZA: (AR) Suyun taşıp akması. Bolluk, çokluk, verimlilik, fazlalık, gürlük, ilerleme, çoğalma. İlim, irfan. Feyz ile dolu olan.
FEZA: (AR) Ucu bucağı bulunmayan boşluk. Dünyanın sonsuz olan genişliği, sema.
FEZZAN: (AR) Büyük Sahra'da, Trablus ülkesinin güneyinde bir ülke.
FİDE: (YUN) Bahçıvanlıkta, yastıklarda tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek.
FİGEN: (FAR) Atıcı, yıkıcı, düşürücü. Çiçek demeti / Gölge yapan, gölge düşüren
FİKRİYE: (AR) Fikre ait, fikirle ilgili, düşünerek meydana getirilen şey.
FİLİZ: (AR) Bitkilerde yeni sürgün, tohumdan çıkan yeni uçlar. Ocaktan çıkarılmış, eritilmemiş ham maden, cevher, gümüş, filiz. Betonarmede demirleri eklemek için bırakılan uzantılar. İnce taze ve güzel vücutlu.
FİRDEVS: (AR) Cennet . Bostan, bahçe.
FİRUZE: (AR) Açık yeşil, dağ yeşili ile gök mavisi arasında ve bal mumu parlaklığında kıymetli taş.
FİTNAT: (AR) Zihin açıklığı, zeyreklik. Zihnin herşeyi çabuk anlayışı.
FULYA: (İTA) Nergisgillerden, san renkte çiçeği keskin ve güzel kokulu bir bitki, sarı soğançiçeği.
FUNDA: (TR) Kırcık yerlerde yetişen ve birçok çeşidi olan çalı.
FÜREYYA: (FAR) Parlak, ışıltılı günler
FÜRUZAN: (FAR) Parlayıcı, parlayan, parlak.
FÜSUN: (AR) Büyü sihir. Şaşırtıcı güzelliğe sahip, hayret verici derecede güzel.


G HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
GALİBE: (AR) Muzaffer, yenen. Güçlü kuvvetli, kudretli, hükmeden. Üstün baskın.
GAMZE: (AR) Süzgün bakış. Çene veya yanak çukurluğu.
GANİYE: (AR) Zengin kadın. Zengin kız. Çok hoş. Şarkıcı.
GANİME: (AR) Ganimet alan.
GANİMET: (AR) Savaş sonucu ele geçirilen mal, para, silah gibi metalar.
GARİBE: (AR) Yabancı, acaib. Kimsesiz, memleketinden uzak.
GAYE: (AR) Maksat, meram. Netice, son, hedef.
GAZALE: (AR) Dişi geyik.
GAZİRE: (AR) Yumuşak, mülayim. Tatlı, nazik, uysal.
GELİNCİK: (TR) Yazın kırlarda yetişen kırmızı ve büyük çiçekli bitki. Sansargillerden ince yapılı, sivri çeneli, küçük bir hayvan. Mezgitgillerden, yılan balığına benzer eti sevilen bir balık.
GEYSU: (FAR) Uzun saç, saç örgüsü, zülüf.
GİZEM: (TR) Sır.
GONCA: (FAR) Henüz açılmamış gül, tomurcuk.
GÖĞEM: (TR) Halk dilinde yeşile çalan mor.
GÖKBEN: (TR) Gökle ilgili, uzay sema.
GÖKÇAY: (TR), (bkz. Gökçe) Kuzey Kafkasya da az tatlı su gölü.
GÖKÇE: (TR) Gökle ilgili göğe ait semavi. Mavi, mavimsi. Güzel hoş. Gösterişli.
GÖKÇEN: (TR) (bkz. Gökçe).
GÖKKUŞAĞI: (TR) Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı.
GÖKMEN: (TR) Mavi gözlü ve sarışın kimse.
GÖKNİL: (TR) Gökyüzüne ait olan, Gök + Nil olarak da düşünülebilir
GÖKSEL: (TR) Semavi, gökçül karşılığı olarak kullanılan sözcük.
GÖKSEVİM: (TR) Sevimli gök.
GÖKSU: (TR) Türklerin birçok akarsuya verdikleri isim. Adana'dan gelerek Akdeniz'e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarından.
GÖKŞEN: (TR) Gökle ilgili, aydınlık ışıklı gök.
GÖKŞİN: (TR) Gök gibi mavi gözlü / Sonsuz mavi derinlik.
GÖNENÇ: (TR) Refah hali, mutluluk.
GÖNÜL: (TR) İnsanın manevi varlığının ifadesi, inancı ve hislerinin kaynağı. İstek, arzu, heves, niyet. Duygu, his, aşk.
GÖRGÜ: (TR) Bir topluluğa ait uyulması gereken nezaket kaideleri muaşeret adabı. Deneme, tecrübe. Görmüş olma durumu, görgü şahidi.
GÖRKEM: (TR) İhtişam, gösteriş . Gösterişli, heybetli.
GÖRSEL: (TR) Görmekle ilgili.
GÖZDE: (TR) Göze girmiş olan sevilen beğenilen, benimsenen. Beğenilen kadın.
GÖZEN: (TR) Bir tür alageyik.
GÖZLEM: (TR) İzlenim, gözlemek.
GÜFTE: (FAR) Söyleniş, söylenmiş. Bir söz eserinin bestelenmiş bulunan manzum sözleri.
GÜHER: (FAR) Gevher, cevher, (bkz. Gevher).
GÜHERPARE: (FAR) Cevher parçası.
GÜL: (FAR) . Çiçek. Bilinen çiçek, gül çiçeği, gülağacı. Başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin türetilmesinde kullanılan bir isimdir. (Nazlıgül,Ayşegül, Gülay,Gülcan vb).
GÜLAFET: (FAR) Nefes kesen güzellikle. Gül ve âfet kelimesinden oluşmuş birleşik isim.
GÜLBAHAR: (FAR) Bahar gülü. Ebru sanatında kullanılan koyu kırmızı renkte toprak.
GÜLBANU: (FAR) Gülhanım. Gül gibi güzel kadın. Gül hatun.
GÜLBEDEN: (FAR) Zarif, ince vücuda sahip.
GÜLBERK: (FAR) Gül yaprağı.
GÜLBEŞEKER: (FAR) Bir çeşit gül tatlısı.
GÜLBEYAZ: (FAR-TR) Beyaz gül.
GÜLBİN: (FAR) Gül kökü, gül biten yer.
GÜLBİZ: (FAR) Gül serpen, gül serpilmiş.
GÜLCİHAN: (TR) Dünyaya bedel gül.
GÜLÇE: (FAR) Gülcük, küçük gül.
GÜLÇİN: (FAR) Gül toplayan, gül devşiren.
GÜLDEHAN:( FAR) Gül ağızlı, ağzı gül gibi olan.
GÜLDEREN: (FAR-TR) Gül toplayan, gül derleyen.
GÜLDESTE: (FAR) Güldemeti, çiçek destesi. Türk müziğinde bileşik bir makam.
GÜLENAY: (TR) Devamlı gülen, ayyüzlü kişi.
GÜLENDAM: (FAR) Gül endamlı, gül boylu, nazik, güzel endam.
GÜLENNUR: (TR) Gülmesiyle etrafı aydınlatan, ışık saçan kimse.
GÜLER: (TR) Gülen, sevinçli, handan.
GÜLFAM: (FAR) Gül renkli. Gül gibi kızıl olan.
GÜLGONCA: (FAR) Açılmamış gül.
GÜLGÜN: (FAR) Gül renkli, gül renginde, pembe.
GÜLHAN: (FAR) Gül evi, ateşhane.
GÜLHANIM: (TR) İyi huylu, nazik hanım. Gül yüzlü hanım.
GÜLHAYAT: (TR) Mutlu, huzurlu bir hayat. Gül gibi güzel hayat.
GÜLİBAR: (TR) - Gül fırtınası. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜLİN: (TR) Güle ait olan, gülden gelen.
GÜLİSTAN: (FAR) Gül bahçesi, güllük. Azerbaycan'da Karabağ bölgesinde bir mevki.
GÜLİZAR: (FAR) Gül yanaklı. Al yanaklı. Türk musikisinde bileşik bir makam.
GÜLKIZ: (TR) Güle benzeyen kız.
GÜLLÜ: (TR) Gülü olan. Gül desenli (kumaş).
GÜLNAR: (FAR) Hisar, kule.
GÜLNAME: (FAR) Sevgiliye yazılan mektup, kaside.
GÜLNAR: (FAR) Nar çiçeği.
GÜLNAZ: (FAR) Gül yüzlü kadın. Gül gibi, nazlı narin.
GÜLNİHAL: (FAR) Gül fidanı. Gül ağacı.
GÜLNUR: (TR-AR) Etrafına ışık saçan, aydınlatan gül.
GÜLNÜŞ: (FAR) Güliçen. Gülle özdeşleşmiş, gül gibi.
GÜLPERİ: (FAR) Gizli gül. Gül gibi peri gibi güzel.
GÜLRANA: (FAR) Güzel gül, dışı sarı içi kırmızı renkte olan bir çeşit gül.
GÜLRİZ: (FAR) Gül saçan, gül serpen. Meşhur bir çeşit lale.
GÜLRUHSAR: (FAR) Gül yanaklı.
GÜLSEREN: (TR) Gül toplayan, gül dağıtan.
GÜLSEVİM: (TR) Sevimli, güzel, hoş görünüşlü gül.
GÜLSU: (TR) Gül renkli su, taze su.
GÜLSUNA: (TR) Gül gibi çekici kadın. Güzel sevgili.
GÜLSÜM: (TR) Yuvarlak dolgun, güzel yüzlü.
GÜLŞAH: (FA) Güllerin şahı.
GÜLŞEN: (FAR) Gülbahçesi, gülistan, gülizar,
GÜLTANE / GÜLDANE: (TR) Yeni açmış gül, gonca.
GÜLTEN: (FAR) Gül tenli, gül vücutlu.
GÜLZAR: (FAR) Gülbahçesi, gül tarlası.
GÜNAY: (TR) Gündüz, gün aydınlığında ay.
GÜNEŞ: (TR) Çevresindeki sisteme ait gezegenlerin etrafında döndüğü, ışık ve ısı yayan büyük gök cismi, şems.
GÜNEY: (TR) Dört ana yönden biri.
GÜNSEL: (TR) Hızlı akan sel. Işık seli.
GÜRAY: (TR) Dolunay.
GÜZİDE: (FAR) Seçkin, seçilmiş, beğenilmiş.
GÜZİN: (FAR) Seçen, seçilmiş, seçkin, beğenilmiş.

Hiç yorum yok: