pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 A DAN Z YE İSİMLERİN ANLAMLARI: BAYAN
BAYAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BAYAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2022 Salı

B İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLERİ VE ANLAMLARI

B İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLERİ VE ANLAMLARI
Bahadır: Yiğit, baturBalamir: M.Ö. 475 yıllarında Don Irmağı`nı geçerek Rusya`yı alan, Tuna kıyılarına dek dayanan bir Türk hükümdarı
Balkır: Işıl ışıl parıldar, ışık saçar
Baran: Durağanlığı harekete çeviren etken, direnci kıran ya da Direnç doğuran özellik, güç, ulu, yüksek
Baranalp: Güçlü yiğit
Baransel: Güçle ilgili, güçlü sel
Barçın: Süslü ipekli kumaş
Barın: Güç, baran; Moğol döneminde Orta Asyada`ki büyük Türk boylarından birinin adı
Barış: Savaştan ya da dargınlıktan sonra, iki yanın uzlaşması, anlaşması
Barkın: Görmek, gezmek ereğiyle yolculuklar yapan kimse, gezgin
Barlas: İyi savaşa, savaşçı yiğit
Bartu: En eski Türk hanlarından birinin adı
Bartunç: Güçlü tunç
Başar: Gereken biçimde bitir, yapacağın işte başarıya ulaş
Başaran: Yapacağı işte başarıya ulaşan, işi gereken biçimde bitiren Ereğine ulaşan
Başer: Başta gelen kimse, başta gelen er
Başhan: Hanların başı
Batı: Güneş`in battığı yön
Batıbek: Batı beyi
Batıhan: Batının sultanı, hanı
Batu: Güçlü, yiğit, alp, güneşin battığı yön
Batuhan: Bkz. Batuğhan
Batur: Alp, yiğit, yürekli, bahadır
Baturalp: Yürekli yiğit, yiğitler yiğidi
Baturay: Hem yiğit hem Ay gibi olan
Baybars: Eskiden Türklerin besledikleri bir tür küçük kaplan; çok zengin ve kaplan gibi yiğit Türk Memluk İmparatorluğu`nun dördüncü sultanının adı
Baybora: Hem zengin hem fırtına gibi
Bayhan: Zengin han
Baykal: Yaban atı, Moğolistan`da büyük bir göl, deniz
Baykam: Sağaltman, sağlığa kavuşturan kimse
Baykan: Soylu kimse, zengin ve soylu
Baysal: Kavgası dövüşü olmayan ortamın hali, dirlik düzenlik bolluk durumu
Baysan: Varlıklı ve ünlü
Bediz: Açık, belli, görünen. 2.Süs
Beha: Ender, zor bulunan
Behir: Deniz
Beker: Güçlü, kuvvetli
Bekir: Sabah erken kalkan.
Bektürk: Türk geleneklerine güçlü bir şekilde bağlı olan
Bener: Kendisinin koruyucu olduğuna inanan kişi
Beran: Koç başı
Berdan: Eşitliği sağlayan kimse
Berge: İz
Bergin: Güçlü, kuvvetli
Berhan: Sağlam, güçlü kan 2.Güçlü komutan
Berk: Sert, sağlam, katı 2.Yıldırım
Berkal: Sağlam, güçlü, sert ol
Berkan: Parıldayış, şakıma
Berkant: Bozulamaz yemin 2.Sağlam, güçlü 3. Orta Asya`da sıradağlar
Berkay: Güçlü ve ay gibi
Berke: Kamçı, kırbaç
Berker: Güçlü, sağlam erkek
Berkin: Çok kuvvetli 2.Pekiştirilmiş
Berkkan: Geçmişi sağlam olan kimse
Berkman: Kişiliği sağlam olan kimse
Berksan: Adı, sanı sağlam bilinen
Berksay: Sert kaya
Berktan: Tanyeri gibi güzel ve güçlü
Bertan: Tan yeri gibi güzel ve güçlü kimse
Bilal: Suyla ıslatan; ıslaklık
Bilan: Değerli taşlarla süslenmiş kılıç kemeri
Bilge: Bilgi dağarcığı ile yücelmiş kimse. 2.Göktürk hakanı
Bilgealp: Bilgili ve cesur kişi
Bilgekağan: Bilgili ve savaşçı kişi
Birant: Yemin, tek ant
Bircan: Yekvücut
Birkan: Aynı kandan, aynı soydan olan
Birol: Bir tane olan
Boğaçhan: Efsaneleşmiş Türk kahramanı. dede Korkut Öykülerinde adı geçen yiğit
Bolat: Çelik gibi sert
Bora: Yağmur getiren fırtınalı sert rüzgar
Borahan: Sert hakan
Boran: Rüzgar şimsek ve gökgürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı
Buğra: Erkek deve
Buğrahan: İlk İslam devletlerini kuran Türk hükümdarlarından bazılarına verilen ad
Bulut: Havadaki su buharının yükselip yoğunlaşmasıyla oluşan su damlacıkları birikintisi
Burak: Hazret-i Muhammed aleyhisselamın Miraç`da bindiği atın ismi
Burhan: Bir şeyi ispat etme aracı, kanıt
Burkay: Buruk ay
Büke: Pehlivan 2.Bilgili, zeki kişi 3. Ejderha
Babacan : Cana yakın, güvenilir, anlayışlı.
Baha : Değer, kıymet, zariflik, üstünlük.
Bahadır : Yiğit, cesur, kahraman.
Battal : Kahraman, cesur, çok büyük.
Batu : Güçlü, kudretli.
Bedir : Dolunay. Ayın ondördü gibi güzel.
Behcet : Sevinç, güler yüzlü, şirin.
Behlül : Çok gülen, hayır sahibi, cömert.
Behnan : İyi huylu, güler yüzlü, herkesçe sevilen.
Behram : Merih yıldızı.
Behzat : Soyu güzel, doğuştan asil.
Bekir : İlk çocuk. Genç, taze.
Bektaş : Akran, eş.
Bera : Fazilet, meziyet sahibi.
Berkan : Şakıyan, parıldayan.
Berkin : Güçlü, sağlam.
Beşer : İnsan.
Beşir : Müjdeleyen. Güler yüzlü.
Bilal : Su.
Bilgehan : Derin bilgi sahibi hakan.
Bişr : Güler yüzlü.
Buğra : Erkek deve, hindi, aslan.
Burak : Peygamber efendimizin Miracda bindiği at.
Burhan : Delil, sağlam delil, hakkı bâtıldan ayıran.
Bülent : Yüksek, yüce, uzun.

Y HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLER VE ANLAMLARI

Y HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLER VE ANLAMLARI
YABGU: (TR) Eski Türk devletlerinde "hükümdar" anlamında kullanılan bir unvan.
 YADİGAR: (FAR) Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan kimse. Bırakılan anı.
YAFES: (AR) Hz. Nuh'un üçüncü oğlu. Tufandan sonra Hazar denizinin kuzeyine yerleşmiştir. Türk soyunun atası olduğu söylenir.
YAĞAN: (TR). Yağmur, kar.
YAĞIN: (TR) Yağmur. Yiğit. Arka, sırt.
YAĞINALP: (TR) (bkz. Yağın).
YAĞIZ: (TR) Esmer. Doru. Yiğit.
YAĞIZALP: (TR) Esmer, güçlü yiğit.
YAĞIZBAY: (TR) Esmer kimse.
YAĞIZER: (TR) Esmer kimse.
YAĞIZHAN: (TR) Esmer hükümdar. Yeğni, katı, cesur han.
YAĞIZKAN: (TR) Asil, soylu kan.
YAĞIZKURT: (TR) Esmer, güçlü, kuvvetli kimse.
YAĞIZTEKİN: (TR) Esmer, güçlü, erkek.
YAHYA: (İBR) 'Allah lütufkardır" anlamında. Zekeriyya'nın oğlu olan peygamber.
YAKUB / YAKUP : (AR) Erkek keklik. İbranice, "Takib eden, izleyen".
YALAP: (TR) Parıltı. İvedi, hızlı, çabuk. Sarı renkli bir kuş. Şimşek.
YALAVAC: (TR) Peygamber, elçi.
YALAZ: (TR) Alev. Bayrak.
YALAZA: (TR) Alev.
YALAZABEY: (TR) Ateş gibi.
YALAZALP: (TR) Alev gibi parlak yiğit.
YALAZAN: (TR) Berk, şimşek.
YALAZAY: (TR) Ayın kırmızı ışıklar açar hali.
YALÇIN: (TR) Sarp. Düz kaygan. Parlak, cilalı.
YALÇINER: (TR) (bkz. Yalçın). Çetin, sert ve yiğit.
YALÇINKAYA: (TR) (bkz. Yalçın)
YALÇUK: (TR) Parlak, parlayan. Elçi.
YALDIRAK: (TR) Ak, parlak, ışıltılı.
YALGIN: (TR) Serap, ılgın. Alev.
YALIM: (TR) Alev, ateş. Kılıç, bıçak vb. kesici yüzü. Kaya. Sarp yer, uçurum. Şimşek. Kuvvet, kudret. Onur, derece.
YALIN: (TR) Gösterişsiz, sessiz, sade. Alev, ateş. Taş, büyük kaya. Çıplak, örtüsüz.
YALINALP: (TR) (bkz. Yalın).
YALINAY: (TR) Ayın en görkemli ve sade görüntüsü.
YALINÇ: (TR) Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.
YALKI: (TR) Yalın, tek. Işın.
YALKIN: (TR) (bkz. Yalgın).
YALMAN: (TR) Kılıç, kama, bıçak, mızrak'ın ağzı veya ucu. Sarp, dik. Eğik, eğinik.
YALTIR: (TR) Parlak, parlayan.
YALTIRAK: (TR) Işık, parıltı. Kuyruklu yıldız.
YALTIRAY: (TR) Ayın ışıltısı.
YALVAÇ: (TR) (bkz. Yalavaç).
YAMAÇ: (TR) Dağın ya da tepenin herhangi bir yanı. Karşı. Yan. Yakın. Bedel, karşılık.
YAMAN: (TR) Kötü, korkulan, şiddetli. Cesur, güçlü. İşbilir, kurnaz, becerikli.
YAMANER: (TR) Güçlü, cesur erkek.
YAMANÖZ: (TR) Özü güçlü olan.
YANAÇ: (TR) Yön, taraf.
YANAL: (TR) Yanda olan, yana düşen. Alaca, değişik renkli. Kırmızı pembe. Nehir yatağı.
YANAR: (TR) Parlayan, parıldayan. Kaplıca. Aralık ve Ocak ayı.
YANIK: (TR) Yanmış olan, esmer. Duygulu, dokunaklı. Kavruk, gelişmemiş. Aşık.
YANIKER: (TR) Aşık, vurgun kimse.
YANKI: (TR) Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, ses yansıması.
YAREN: (FAR) Arkadaş, dost, yakın dost.
YARKIN: (TR) Şimşek, ışık, ışıklı.
YARLIK: (TR) Buyruk, ferman. Yasa, kanun. Yoksul, acınan. Bağış, lütuf.
YARUK: (TR) Işık, aydınlık, parlaklık, parıltı.
YASER: (AR) Bolluk, varlık, zenginlik, varlıklılık.
YASİN: (AR) Kur'an-ı Kerim'in 36. suresinin başlangıcı. Asıl manası bilinmemekle birlikte, "Ey insan, Ey Seyyid" gibi muhtelif anlamlar çıkarılmıştır.
YASUN: (TR) Tarz, üslup, töre. Doğa, tabiat.
YAŞAM: (TR) Doğumdan ölüme kadar geçen süre, hayat.
YAŞANUR: (TR) (bkz. Yaşa).
YAŞAR: (TR) Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konulan adlardır.
YAŞIK: (TR) Işık, parıltı, parlaklık.
YAŞIL: (TR) Yeşil. Erkek ördek.
YAŞIN: (TR) Işık, parlaklık. Gizli. Şimşek.
YATMAN: (TR) Boyun eğen, uysal, yumuşak başlı kimse.
YATUK: (Tür.) Kanun, santur vb. sazların genel adı. Saklanan kullanılmayan şey.
YAVER: (FAR) Yardımcı.
YAVEŞ: (TR) Ağırbaşlı, yumuşak huylu, sakin. Şefkatli, sevecen.
YAVUZ: (TR) Yaman güçlü, güzel. Sert, şiddetli, çetin, keskin.
YAVUZALP: (TR) Çetin ve mücadeleci yiğit.
YAVUZAY: (TR) Ayın en güzel hali.
YAVUZCAN: (TR) Güçlü kişiliği olan, kimse.
YAVUZER: (TR) Cesur, güçlü erkek.
YAVUZHAN: (TR) Güçlü hükümdar, hakan.
YAY: (TR) Ok atmaya yarayan, eğri ağaç ya da metal çubuk. Burç.
YAYALP: (TR) (bkz. Yay). Sportmen.
YAYBÜKE: (TR) (bkz. Yay).
YAYGIR: (TR) Gökkuşağı.
YAZGAN: (TR) Yazan, yazar.
YAZGANALP: (TR) (bkz. Yazgan).
YAZGI: (TR) Kader, alın yazısı.
YAZIR: (TR) Oğuzların, Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adı.
YEĞİN: (TR) Zorlu, katı, şiddetli. Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. Bereketli, bol. İyiliği seven. Yakışıklı, güzel, ince. Uygun yerinde.
YEĞİNER: (TR) (bkz. Yeğin).
YEĞREK: (TR) İyilik sever. Güzel. Fazla, çok.
YEKTA: (FAR) Tek, yalnız.Eşsiz, benzersiz.
YELER: (TR) Yel gibi hızlı, çabuk kimse.
YELESEN: (TR) Yel gibi hızlı, çabuk.
YELMEN: (TR) Aceleci, hızlı davranan, canı tez kimse.
YELTEKİN: (TR) (bkz.Yeler).
YENAL: (TR) Galip gelmek, zafer kazanmaktan emir.
YENAY: (TR) Yeni ay, hilal.
YENBU: (AR) Pınar, çeşme, kaynak.
YENER: (TR) Üstün gelen, kazanan.
YENGİ: (TR) Zafer, utku, yenme, alt etme.
YENİSEY: (TR) Eski SSCB'de 3800 km uzunluğundaki ırmak.
YEREL: (TR) Belirli bir yer ile ilgili olan, örf.
YERGİN: (TR) Hüzünlü, tasalı, kaygılı.
YERHUM: (AR) Erkek kartal.
YERSEL: (TR) Yere ait, yerle ilgili.
YERTAN: (TR) Güneşin ilk ışıklan.
YESAR: (AR) Varlık, zenginlik. Sol, sol tarafı.
YESARİ: (AR) Sol, solla ilgili, sol tarafa ait. Zenginlikle ilgili.
YETEN: (TR) Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan. Süresi dolan, günü gelen. Tüm canlılar, herkes.
YETENER: (TR) Olgun erkek.
YETİK: (TR) Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. Bilgili, olgun.
YETİŞ: (TR) Amacına ulaş, isteğine kavuş.
YETİŞEN: (TR) Ulaşan, kavuşan.
YETKİN: (TR) Gerekli olgunluğa erişmiş olan, ergin.
YETKİNER: (TR) Olgun, kişilikli bilge.
YEZİD: (AR) Emevi halifesi Muaviye'nin 3. oğlu.
YİĞİT: (TR) Güçlü, yürekli, kahraman, alp. Delikanlı, genç, erkek.
YİĞİTCAN: (TR) Güçlü, korkusuz, kahraman.
YİĞİTER: (TR) Güçlü, korkusuz, kahraman.
YİĞİTHAN: (TR) Yiğit, cesur hakan.
YİĞİTKAN: (TR) Güçlü, cesur soydan gelen.
YILDIRALP: (TR) Parlayan, ışıldayan, yiğit
YILDIRAN: (TR) Parlayan, ışıldayan, ışık saçan.
YILDIRAY: (TR) Parlak, ışık saçan ay.
YILDIRIM: (TR) Büyük ışık parlaması ve gök gürültüsüyle ortaya çıkan bulutlar arasında veya buluttan yere elektrik boşalması. Şiddetli, süratli, çabuk!
YILDIZHAN: (TR) Yıldızların hakanı.
YILHAN: (TR) Yıl - han.
YILKAN: (TR) Yıl - kan.
YILMA: (TR) Vazgeçme, korkma, doğru yoldan yürümekten ayrılma, yılma.
YILMAZ: (TR) Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı.
YOLAÇ: (TR) Yol gösteren, kılavuz.
YORDAM: (TR) Kılavuz, rehber. Beceri, yatkınlık. Gelenek, görenek. Anlayış, yerinde davranış.
YORUÇ: (TR) Komutan, kumandan.
YÖNAL: (TR) Yönünü, cepheni al.
YÖNER: (TR) (bkz. Yönal).
YÖNET: (TR) Uygun, doğru. İyi, güzel. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul.
YÖNTEM: (TR) Yol, tarz, metod. Yetenek . Uygun, kolay.
YÖRÜK: (TR) Göçebe. Çabuk yürüyen, hızlı. Hayvancılıkla geçinen göçebe Oğuz Türkleri.
YULA: (TR) Meşale. Kandil.
YULUĞ: (TR) Mutlu, mesut. Hak, adalet.
YUMLU: (TR) Uğurlu, kutlu. Kutsal, mübarek.
YUMUŞ: (TR) İş, güç çalışma.
YUNUS: (AR) Ilık ve sıcak denizlerde yaşayan, memeli hayvan. Bir takım yıldızın adı.Uzun müddet bir balığın karnında kaldığı rivayet edilen peygamber (Yunus).
YURA: (TR) Dağ sırtı.
YURDAER: (TR) Yurdu için doğmuş kimse.
YURDAŞEN: (TR) Yurdu şenlendiren.
YURDAY: (TR) Yurdu aydınlatan.
YURDCAN: (TR) Yurda canlılık veren.
YURTSEVEN: (TR) Yurdunu milletini seven.
YURTSEVER: (TR) (bkz. Yurtseven).
YUSUF: (AR) Yakub'un oğlu olan peygamber Yusuf. İbranice; inleyen, ah eden, inilti.
YÜCE: (TR) Yüksek, büyük, ulu.
YÜCEALP: (TR) Büyük, ulu yiğit.
YÜCEL: (TR) Yüksel, yüce bir duruma gel, başarı kazan, ilerle.
YÜCELAY: (TR) (bkz. Yücel).
YÜCELEN: (TR) Yükselen, yüce bir duruma gelen, ilerleyen.
YÜCESAN: (TR) Saygın bir adı olan.
YÜCESOY: (TR) Saygın, ulu, soylu.
YÜCETEKİN: (TR) (bkz. Yüce).
YÜKSEL: (TR) Yükseklere çık, yücel, basan kazan, ilerle.
YÜRÜK: (TR) (bkz. Yörük). Çabuk ve hızlı yürüyen. Tarihte yeniçerilere katılan yaya asker. Hızlı koşan at.
YÜRÜKER: (TR) (bkz. Yürük).



Z HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLER VE ANLAMLARI

Z HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLER VE ANLAMLARI
ZABİT: (AR) Askere kumanda eden rütbeli asker, subay. Ticaret gemisi yöneticisi. Yönetme gücü olan. (Mecazi): Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran kimse.ZADE: (FAR) Evlat, oğul. Dürüst, doğru adam.ZAFER: (AR) Amaca ulaşma, basan. Düşmanı yenme, üstün gelme, utku.
ZAFİR: (AR) Zafer kazanan, üstün gelen.
ZAĞNOS: (TR) Bir tür doğan kuşu.
ZAHİD / ZAHİT : (AR) Kuşkulu şeyleri bile terkederek günahtan kaçan, kimse.
ZAHİR: (AR) Parlak, parlak yıldız.
ZAİD / ZAİT : (AR) Artan, artıran.
ZAİK: (AR) Tad alan, tadıcı, tadan.
ZAİM: (AR) Kefil. Prenses, şef.
ZAKİR: (AR) Zikreden, ,anan.
ZATİ: (AR) Kendiyle ilgili, kendine ait, özel.Özle ilgili.
ZEKAİ: (AR) Zekayla ilgili, zekaya ait.
ZEKERİYA: (TR) Kuranı Kerim'de ismi geçen peygamberlerden biri.
ZEKİ: (AR) Zekalı çabuk anlayan ve kavrayan. Zeka gösteren.
ZEVAHİR: (AR) Parlak yıldızlar. (bkz. Zahir).
ZEVAL: (AR) Yerinden ayrılıp, gitme.Sona erme. Güneşin başucunda bulunma zamanı.
ZEYNEL: (TR) Zeynel Abidin adından kısalmış ad.
ZEYNELABİDİN: (AR) İbadet edenlerin süsü.
ZEYNİ: (AR) Süsle, bezekle ilgili.
ZEYNULLAH: (AR) Allah'ın süsü.
ZEYNUR: (AR) (bkz. Zinnur).
ZEYREK: (TR.) İlgi çekici. Eli uz, usta.Akıllı, zeki.
ZEYYAT: (AR) Zeytinyağı, zeytinyağı yapan kimse.
ZİHNİ: (AR) Zihinle, akılla ilgili.
ZİKRİ: (AR) Anma ile ilgili.
ZİRVE: (AR) Doruk, bir şeyin en yüksek noktası, tepesi.
ZİŞAN: (AR) Şanlı, sereni. Canlı. Bir tür lale.
ZİVEKAR: (AR) Gururlu. Vakar dolu. Vakar sahibi.
ZİVER: (FAR) Süs, bezek.
ZİVERBEY: (TR) (bkz. Ziver).
ZİYA: (AR) Aydınlık, parlaklık, nur, ışık.
ZİYAD / ZİYAT : (TR) Fazlalık, çokluk.
ZİYAEDDİN / ZİYAETTİN : (AR) Dinin ışığı , aydınlığı.
ZOBU: (TR) İri yarı,kaba. Delikanlı. Zor, sıkıntılı. Eski vezir konaklarındaki hizmetlilere verilen ad.
ZORAL: (TR) Zor al.
ZORLU: (TR) Güzel, çok güzel, iyi.Yakışıklı. Güçlü, dayanıklı. Sert, keskin. Yürekli, cesur. Girgin, girişken.
ZÜBEYR: (AR) Yazılı, küçük şey.
ZÜBEYİR: (AR) (bkz. Zübeyr).
ZÜHDİ / ZÜHTİ / ZÜHTÜ : (AR) Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren.
ZÜHEYR: (AR) Küçük çiçek, çiçekcik.
ZÜLFİ / ZÜLFÜ: (AR) (bkz. Zülfikar). Kılıcın kabzasına iliştirilen süs.
ZÜLFiKÂR: (AR) Hz. Ali'nin kullandığı çatal ağızlı kılıç. İki parçalı.
ZÜLKARNEYN: (AR) İki boynuzlu anlamında. Büyük İskender.
ZÜMER: (AR) Zümreler, gruplar. Kur'an-ı Kerim'in 39. süresi.