A HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLERİ VE ANLAMLARI
ABAD:
(FAR) Şen, bayındır. (AR) Sonsuz gelecek zamanlar.
ABADÎ: (FAR) Şen, bayındır, mamurlukla ilgili.
ABAKA HAN: (TR) İlhanlı hükümdarı Hülagu'nun oğlu.
ABAY (TR) Beceri. Sezgi, anlayış, dikkat.
ABAZA: (TR) Karaçay-Çerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk.
ABBAD: (AR) Allaha itaat ve ibadet eden, kulluğunu hakkıyla yerine getiren.
ABBAS (AR) Sert, çatık kaşlı kimse. Arslan
ABBAZ: (FAR) Yüzgeç, yüzücü.
ABDİ: (AR) Kulluk ve itaat eden.
ABDULLAH: (AR) Allah'ın kulu.
ABDURRAHMAN: (AR) Rahman'ın kulu. Rahman; Allah'ın isimlerindendir.
ABDURRAUF: (AR) Rauf olan Allah'ın kulu.
ABDUSSABUR: (AR) Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden
ABDÜDDAR: (AR) Zararlı şeyleri ve sebeblerini bir hikmet için yaratan Allah'ın kulu.
ABDÜLAFUV: (AR) Geniş af ve mağfiret sahibi yüce Allah'ın kulu.
ABDÜLALİ: (AR) Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah'ın kulu.
ABDÜLALİM (AR) Alim ve mükemmel bilgiye sahip olan Allah'ın kulu.
ABDÜLAZİM: (AR) Azamet ve büyüklük sahibi Allah'ın kulu.
ABDÜLAZİZ: (AR) Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Allah'ın kulu.
ABDÜLBAKİ: (AR) Sonsuz, ebedi olan Allah'ın kulu
ABDÜLCEBBAR: (AR) Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahibi Allah'ın kulu.
ABDÜLCELİL: (AR) Büyük, ulu, yüce Allah'ın kulu.
ABDÜLCEMAL: (AR) Güzellikleri kendinde toplayan Allah'ın kulu.
ABDÜLCEVAT: (AR) Cömert olan Allah'ın kulu.
ABDÜLFETTAH: (AR) Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fetheden açan Allah'ın kulu.
ABDÜLGAFFAR: (AR) Kullarının günahlarını affeden Allah'ın kulu.
ABDÜLGAFUR: (AR) Kullarının günahlarını tekrar tekrar bağışlayıcı olan Allah'ın kulu. ABDÜLGANİ: (AR) Zengin, varlıklı, bol, doygun olan Allah'ın kulu.
ABDÜLHAK: (AR) Hak ve gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran Allah'ın kulu.
ABDÜLHALİM: (AR) Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah'ın kulu.
ABDÜLHAMİD. (AR) Hamdolunmuş, övülmüş, Allah'ın kulu.
ABDÜLKADİR: (AR) Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan,Allah'ın kulu
ABDÜLKERİM: (AR) Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Allah'ın kulu.
ABDÜLLATİF: (AR) Latif, güzel, yumuşak, hoş, nazik olan Allah'ın kulu.
ABDÜLMACİD: (AR) Şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah'ın kulu.
ABDÜLMALİK: (AR) Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah'ın kulu.
ABDÜLMECİD: (AR) Şanı büyük ve yüksek olan, Allah'ın kulu.
ABDÜLMENNAN: (AR) Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah'ın kulu.
ABDÜSSAMED: (AR) Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah'ın kulu.
ABDÜSSELAM: (AR) Barış, rahatlık, selamete çıkaran, Allah'ın kulu.
ABDÜSSETTAR: (AR) Günahları örten, gizleyen Allah'ın kulu.
ABER: (AR) Hz. Nuh'un erkek torunu.
ABGUN: (FAR) Mavi renk. Gök. Parlak. Nişasta.
ABHER: (AR) Nergis çiçeği. Yasemin. Dolu kap.
ABILAY HAN: (TR) Kazak Hanı. Ülkesini Çinlilere, karşı ustaca savundu
ABIŞKA NOYAN: (TR) İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.)
ABHİZ: (FAR) Er. Büyük dalga. Kaynak. Su yolu.
ABİD: (AR) Allah'a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid.
ABİDE: (AR) Anıt. Önemli ve değerli yapıt.
ABİDİN: (AR) İbadet edenler. Zeynel Abidin'den kısaltma isim.
ABUZER: (FAR+AR) Altın suyu. Altın suyu gibi parlak ve görkemli.
ABUZETTİN: (AR) Din yolunda çabuk, hızlı giden
ACA: (TR) Amca, ağabey. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren.
ACAHAN: (TR) (bkz. Aca).
ACAR: (TR) Becerikli. Atılgan, ele avuca sığmaz. Halk.
ACARALP: (TR) Yiğit, becerikli, cesur kişi.
ACARBAY: (TR) Becerikli. Atılgan yiğit
ACARER: (TR) Becerikli. Atılgan yiğit
ACARKAN: (TR)Yiğit, becerikli, cesur kişi.
ACARMAN: (TR) Çevik, becerikli, girişken.
ACARÖZ: (TR) Özünde yiğitlik bulunan.
ACARSOY: (TR) Yiğit, soylu.
ACEM: (AR) Arap olmayan milletlerin hepsi. İranlı, İran halkından biri.
ACLAN: (AR) Hızlı, çabuk, telaşlı.
ACUN: (AR) Dünya, varlık.
ACUNAL: (TR) Dünyayı kapsayan, dünyayı fetheden.
ACUNALP: (TR) (bkz. Acunal).
ACUNMAN: (TR) Dünyaca tanınmış, ünlü.
ADAHAN: (TR) Adanın hakimi, yöneticisi.
ADAL: (TR) "Adın yayılsın, ün kazan" manasında.
ADALETTİN : (AR) Dinin adaleti
ADEM: Allah'ın yarattığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk peygamberi. Adam.
ADİL: (AR) Doğruluk gösteren. Doğru. Eşit, eş, müsavi. Adaletli davranan.
ADİLHAN: (AR+TR) Adil yönetici.
ADNAN: (AR) Cennette ölümsüzlüğe kavuşan kimse.
AFFAN: (AR) Kötü şeylerden kaçınan, kötülüklerden uzaklaşan, temiz.
AFGAN: (AR) Heyecanlı, çabuk öfkelenen. Orta Asya'da yaşayan müslüman bir kavim.
AFŞAR: (TR) Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri. Çabuk iş gören, çevik, atılgan
AFŞİN: (TR) Zırh, silah.
AGAH: (FAR) Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı.
AĞAR: (TR) Beyaz renkli. Açık tavırlı, samimi. Asil, onurlu, şerefli.
AHAD: (AR) Bir, kişi, kimse.Birler, birden dokuza kadar olan sayılar.
AHFEŞ: (AR) Küçük gözlü, zayıf bakışlı. Yalnız gece gören kimse.
AHİD: (AR) Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. Söz vermek.
AHMER: (AR) Kırmızı, kızıl.
AHVER: (AR) Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. Zeki, akıllı.
AHMET : (AR) Övülmeye değer. Beğenilmiş. Allah'a şükreden
AKABE: (AR) Sarp geçit, çıkılması zor yokuş. Tehlike. Atlatılması zor güçlü.
AKAD: (TR) Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.
AKALP: (TR) Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.
AKALIN: (TR) Alnı açık, suçu olmayan, onurlu.
AKANSEL: (TR) Akarsu. Uzun mesafeler geçerek denize dökülen akarsu.
AKAR: (TR) Akıp geçen. Gelir getiren.
AKASOY: (TR) Sevilen, sayılan soydan gelen
AKBATU: (TR) Yiğit erkek.
AKBATUN: (TR) (bkz. Akbatu).
AKCEBE: (TR) Beyaz zırh sahibi yiğit.
AKGÜN: (TR) Mutlu, sevinçli gün.
AKHAN: (TR) Dürüst hakan.
AKALP: (TR) Cömert, eli açık yiğit.
AKIMAN: (TR) Cömert, eli açık kimse.
AKIN: (TR) Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip.
AKINALP: (TR) Akın yapan yiğit. Yiğit.
AKINCI: (TR) Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşmanlarının moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari
AKINTAN: (TR) Tan yeri ağarırken yapılan akın
AKİF: (AR) Bir şeyde sebat eden. İbadet eden. Direnen.
AKİL: (AR) Akıllı, akıl sahibi. Uslu, kavrayışlı.
AKMAN: (TR) Temiz, beyaz, güzel insan. Yaşlı kimse.
AKMANER: (TR) (bkz. Akman).
AKSIN: (TR) Temiz, doğru, dürüstsün.
AKSOY: (TR) Temiz soylu.
AKSUN: (TR) (bkz. Aksu).
AKSUNGUR: (TR) Doğan cinsinden bir tür av kuşu.
AKŞİT: (TR) Kutlu uğurlu. Ak. Güneş, nur, aydınlık.
AKTAY: (TR) Beyaz tay.
AKTAÇ: (TR) Beyaz taç.
AKTAN: (TR) Aydınlık, mehtaplı gece.
AKTAR: (TR) Parlak, aydınlık sabah.
AKTAŞ: (TR) Mermer.
AKTEKİN: (TR) Parlak, görkemli, temiz huylu yiğit.
AKTEMÜR: (TR) Akdemir.
AKYOL: (TR) Dürüst, doğru ve iyi yol.
AKAD: Soyluluk, Onurlu bir kişiliğe sahip olmak
AKIN: Hızlı bir biçimde düşmana yapılan saldırı
AKİF: Dünya işlerinden uzaklaşıp, ibadet için Allah'a yönelen
AKİL: Akıllı , Rüştünü kanıtlama konumuna gelmiş , yaptıklarının farkında olan
ALAATTİN: (AR) Dini yüceltmek için din uğruna çalışan kimse.
ALATAY: (TR) Derisinde benekler olan tay.
ALEMDAR: (AR+FAR) Bayrak veya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar.
ALGIN: (TR) Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. Sevdalı, aşık, vurgun. Hızlı akan su.
ALİ: (AR) Yüce, ulu, yüksek.
ALİCAN: (AR+FAR) Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir.
ALİM: (Ar.) Çok okumuş, bilgin.Çok bilen. Sonsuz. İlim sahibi.
ALİŞAN: (AR+FAR) Şan ve şerefi yüce ve yüksek olan çok değerli.
ALİYAR : (AR+FAR) Yar, dost, sevgili. Alinin dostu, sevgili adı. Yüce dost.
ALKIM: (TR) Gökkuşağı.
ALKIN: (TR) Sevdalı, aşık, vurgun. El çırpma, övme.
ALP: (TR) Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan.
ALPAGU: (TR) Tek başına düşmana saldıran yiğit.
ALPASLAN: (TR) Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi.
ALPAY: (TR) Cesur, yiğit kimse.
ALPER: (TR) (bkz. Alp).
ALPEREN: (TR) Yiğit, bahadır.
ALPERTUNGA: (TR) Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı.
ALPGİRAY: (TR) Yiğit hükümdar.
ALPHAN: (TR) Yiğit hükümdar.
ALPKAN: (TR) Yiğit soydan gelen.
ALPKIN: (TR) Keskin kılıç.
ALPMAN: (TR) Yiğit, cesur, kahraman.
ALPSOY: (TR) Yiğit ve cesur soya mensub.
ALPTEKİN: (TR) Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Şehzade.
ALTAN: (TR) Sabahın güneş doğarkenki zamanı. Hakanlara verilen unvan,
ALTAY: (TR) Asya'da Batı Sibirya ile Moğolistan'ı ayıran dağlık bölge.
ALTUĞ: (TR) Kırmızı tuğ
ALTUNAY: (TR) Ay'ın sarı renkli hali
ALTUNÇ: (TR) Bakır alaşımı. Kırmızı bakır. Kırmızı, al gözlü.
ALTUNER: (TR) Değerli kimse.
ALTUNHAN: (TR) Zengin hakan.
ANIL: Ölçülü davranan, hoşa giden kimse
ARAF: (AR) Cennet ile cehennem arasındaki yer. Sert, tepe. Adetler, usuller.
ARAL: (TR) Birbirine yakın adalar topluluğu. Orta Asya'da bir göl.
ARAS:(TR) Kalın Yün, At kılı anlamında . Doğu Anadoluda bir nehir.
ARDA: (TR) Eskiden bazı çavuşların elde tuttukları uzun değnek. İşaret için dikilen değnek. Çıkrıkçı kalemi. Sonra gelen
AREF: (AR) Pek maruf, çok bilinen. Arif, anlayışlı ve bilgili.
AREL: (TR) Temiz, dürüst kimse.
ARGU: (TR) İki dağ arası, uçurum.
ARGUN: (TR) Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun.
ARGÜN: (TR) Temiz, aydınlık gün.
ARHAN: (TR) Üstün nitelikli, gururlu bakan.
ARICAN: (TR) Temiz, doğru kimse.
ARIÇ: (TR) Barış, asayiş.
ARİF: (AR) Meşhur, çok tanınmış. Bilgi sahibi. Bilen, bilgili, irfan sahibi.
ARIHAN: (TR) (bkz. Arhan).
ARIKAL: (TR) Temiz, doğru, dürüst kal.
ARIKAN: (TR) Temiz soy.
ARIKHAN: (TR) (bkz. Arhan)
ARIN: (TR) Temiz, arı, saf. Alın. Yüz, cephe. Dağların, tepelerin yüzü.
ARINÇ: (TR) Temiz, saf, arı.Barış.
ARISAL: (TR) Arı gibi çalışkan kimse.
ARISAN: (TR) Temiz, doğru tanınmış kimse.
ARISOY: (TR) (bkz. Arısan).
ARITAN: (TR) Temizleyen, arı duruma getiren.
ARKAN: (AR) Temiz, ari kandan gelen.Üstün galip.
ARKIN: (TR) Yavaş, ağır, sakin, gelecek yıl.
ARKUT: (TR) Temiz, uğurlu, kutlu.
ARMAN: (FAR) Hasret, özleme. Zahmet, sıkıntı. Teessüf. Pişmanlık.
ARSAL: (TR) Temiz huylu, namuslu.
ARSEBÜK: Temiz ruhlu ve çabuk. Toy. Namus konusunda titiz.
ARSLAN: (TR) Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan. Cesur adam, bahadır.
ARSLANGİRAY: (TR) Cesur, korkusuz han.
ARSLANŞAH: (TR) Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral.
ARTAN: (TR) Yarar, fayda. Üstünlük, meziyet, nitelik.
ARTUÇ: (TR) Ucu sivri demirle donanmış mızrak.
ARZIK: (TR) Dindar, sofu.
AS: (AR) Mersin ağacı. (FAR) Değirmen.
ASAF: (AR) Vezir. Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı.
ASAL: (TR) Başlıca, esaslı, temel.
ASALET: (AR) Soy temizliği, soyluluk.
ASIF: (AR) Pek sert, pek şiddetli, şiddetle esen.
ASİL: (AR) Sağlam. İyice kökleşmiş, yüksek duygularla hareket eden.
ASIM: (AR) Yasak, yanına yaklaşılamayan. Günahtan, haramdan çekinen.
ASKER: (AR) Ordu, ordu örgülüyle ilgili. Vazife yapan. Rütbesiz asker, er.
ASRİ: (AR) Zamana uygun, çağdaş.
ASUTAY: (TR) Hırçın tay.
AŞIK: (TR) Bir başkasını aşkla seven. Dalgın, unutkan.
AŞİR: (AR) Ondabir, onuncu. Samimi dost ve arkadaş. Koca.
AŞKIN: (TR) Geçkin, aşmış olan. Coşkun. Fazla. Sonra. Benzerlerinden daha üstün.
AŞKINER: (TR) (bkz. Aşkın).
ATA: (TR) Baba. Soyun geçmişte yaşamış ferdi. Vermiş, veriş. Bağışlama, ihsan
ATABEK: (TR) Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. Lala.
ATABEY: (TR) Devlet yönetiminde bir san. Lala.
ATACAN: (TR) (bkz. Ata).
ATAÇ: (TR) Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.
ATAERGİN: (TR) (bkz. Ata).
ATAHAN: (TR) (bkz. Ata).
ATAKAN: (TR) Düşünmeksizin her işe sokulan adam. İleri atılan.
ATALAY: (TR) Ünlü, namlı, şöhretli.
ATAMAN: (TR) Ata kişi, başkan, önder.
ATANER: (TR) (bkz. Ata).
ATASAGUN: (TR) Eski Türklerde hekimlere verilen isim.
ATASAN: (TR) (bkz. Ata).
ATASEVEN: (TR) (bkz. Ata).
ATASOY: (TR) (bkz. Ata).
ATATUĞ: (TR) (bkz. Ata).
ATAULLAH: (AR) Allah'ın bağışladığı, hediye ettiği, ihsanı, lütfü.
ATAY: (TR) Bilinen, tanınmış.
ATIF: (AR) Çevirme, meylettirme, imale.Merhamet sahibi, şefkatli, acıyan.
ATİK: (AR) Sırtın üst kısmı. Berrak, saf, karışmamış, kıymetli.
ATILAY: (TR) Ünlü, namlı, şöhretli. Atilla'dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar.
ATILGAN: (TR) Karşısına çıkabilecek tehlikelerden korkmadan ileriye atılan.
ATİLLA: (TR) Büyük, ünlü. Babacık. Savaşçı, fatih. Hun Türklerinin büyük imparatoru
ATKIN: (TR) Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir.
ATLAN: (TR) Ata bin.
ATLAS: (TR) Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. Düz, havasız, tüysüz.
ATLIHAN: (TR) Ata binmiş süvari.
ATTAR: (AR) Güzel kokulu bitki özleri vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse.
ATUF: (AR) Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah'a karşı sevgi duyan.
AVCI: (TR) Avlanan, av sporu yapan kişi. Bir şeyi elde etmeye uğraşan.
AVNİ: (AR) Yardımla ilgili, yardıma ait.
AVNULLAH: (AR) Allah'ın yardımı.
AYALP: (TR) Ay kadar parlak ve güzel, yiğit.
AYANA: (TR) Saygı.
AYAYDIN: (TR) Ay ışığı, aydınlığı.
AYAZ: (TR) Soğuk ve Durgun hava. Dondurucu soğuk.
AYBAR: (TR) Gösterişli, heybetli, görkemli. Korku veren.
AYBEG: (TR) Ay gibi temiz ve aydın yönetici, ileri gelen, bey.
AYBERK: (TR) Sağlam ay, sağlam kişilik. Şimşek, ay'ın şimşek gibi parlaklığı.
AYÇETİN: (TR) Zor, güç ay.
AYDEMİR: (TR) Marangozların kullandığı kavisli bir keser çeşidi
AYDIN: (TR) Aylı gece. Aydınlık, ışıklı, parlak. Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevver.
AYDINALP: (TR) Münevver, bilgili, yiğit, kahraman kişi.
AYDİNÇ: (TR) Cesur, aydın.
AYDINTAN: (TR) Şafak vakti.
AYDOLUN: (TR) Dolunay, mehtap.
AYGUT: (TR) Karşılık, ödül.
AYHAN: (TR) Ay sahibi, ay hakimi. Oğuz Kağan Destanı'na göre, Oğuz'un altı oğlundan biri. Efsanede bahsedilen, Oğuz'un ışıktan doğan karısından olan 3 oğlundan biri. Ayhan'ın 4 oğlu 24 Oğuz boyunun 4'ünü oluşturur. Bunlar Bozoklu soyudur.
AYKAÇ: (TR) Söyleyen, konuşan.Akıl veren. Ozan, şair.
AYKAN: (TR) Soylu, asil, temiz kişi.
AYKUT: (TR) Kutlu, uğurlu ay. Karşılık, mükafat.
AYKUTALP: (TR) Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren bahadır.
AYMAN: (TR) Ay gibi güzel, ışıklı kimse.
AYRAL: (TR) Benzerlerinden farklı olan, kendine özgü, değişik.
AYSAL: (TR) Ay gibi, ay'a benzeyen.
AYSAN: (TR) Ay gibi, ay yüzlü.
AYTAÇ: (TR) Başa takılan ay şeklinde taç.
AYTEK: (TR) Ay gibi (Eski Türkçede tek/teg olarak kullanılmıştır).
AYTEKİN: (TR) Ay şehzadesi, ay prensi.
AYTOLUN: (TR) Dolunay. Ay'ın ondördü gibi güzel.
AYTUĞ: (TR) Mızrağın ucuna yapılmış ayın üstüne yapılan tüy.
AYTÜN: (TR) Ay ve gece.
AYVAZ: (AR) Arapça ivaz sözcüğünün bozulmuş şekli. Karagöz perdesinin belli başlı tiplerinden biri. Köroğlu destanında bir kahraman.
AYZER: (TR-AR) Altın renginde ay. Ay'ın altın rengini aldığı an.
AZAD/AZAT: (FAR) Hür, serbest. Kimseye bağımlı olmayan. Kurtulmuş.
AZAMET: (AR) Büyüklük, ululuk.
AZER: (FAR- İBR) Ateş. İbrahim'in babası olduğu söylenir.
AZİM: (AR) Büyük, ulu, cesim, iri, muhteşem. Kuvvetli, şiddetli, derecesi yüksek.
AZİZ: (AR) Sayın. Sevgili. Veli, evliya, ermiş. Az bulunur.
AZMİ: (AR) Kasıt, niyetlilik karar. Kemikli. Güçlü, kuvvetli.
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
Sayfalar
- Ana Sayfa
- A HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLERİ VE ANLAMLARI
- B HARFİ İLE BAŞLAYAN KIZ İSİMLERİ
- C-Ç HARFİ İLE BAŞLAYAN KIZ İSİMLERİ VE ANLAMLARI
- D-E HARFİ İLE BAŞLAYAN KIZ İSİMLERİ VE ANLAMLARI
- F-G HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- H- HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- I-İ-J HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- K HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- L-M HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- N HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- O-Ö HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- P-R HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- S HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- Ş Harfi ile Başlayan Kız İsimleri ve Anlamları
- T HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- U-Ü HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- V HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- Y HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
- Z HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
HARFİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HARFİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Eylül 2022 Salı
Y HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLER VE ANLAMLARI
Y HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLER VE ANLAMLARI
YABGU: (TR) Eski Türk devletlerinde "hükümdar" anlamında kullanılan bir unvan.
YABGU: (TR) Eski Türk devletlerinde "hükümdar" anlamında kullanılan bir unvan.
YADİGAR: (FAR) Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan kimse. Bırakılan anı.
YAFES: (AR) Hz. Nuh'un üçüncü oğlu. Tufandan sonra Hazar denizinin kuzeyine yerleşmiştir. Türk soyunun atası olduğu söylenir.
YAĞAN: (TR). Yağmur, kar.
YAĞIN: (TR) Yağmur. Yiğit. Arka, sırt.
YAĞINALP: (TR) (bkz. Yağın).
YAĞIZ: (TR) Esmer. Doru. Yiğit.
YAĞIZALP: (TR) Esmer, güçlü yiğit.
YAĞIZBAY: (TR) Esmer kimse.
YAĞIZER: (TR) Esmer kimse.
YAĞIZHAN: (TR) Esmer hükümdar. Yeğni, katı, cesur han.
YAĞIZKAN: (TR) Asil, soylu kan.
YAĞIZKURT: (TR) Esmer, güçlü, kuvvetli kimse.
YAĞIZTEKİN: (TR) Esmer, güçlü, erkek.
YAHYA: (İBR) 'Allah lütufkardır" anlamında. Zekeriyya'nın oğlu olan peygamber.
YAKUB / YAKUP : (AR) Erkek keklik. İbranice, "Takib eden, izleyen".
YALAP: (TR) Parıltı. İvedi, hızlı, çabuk. Sarı renkli bir kuş. Şimşek.
YALAVAC: (TR) Peygamber, elçi.
YALAZ: (TR) Alev. Bayrak.
YALAZA: (TR) Alev.
YALAZABEY: (TR) Ateş gibi.
YALAZALP: (TR) Alev gibi parlak yiğit.
YALAZAN: (TR) Berk, şimşek.
YALAZAY: (TR) Ayın kırmızı ışıklar açar hali.
YALÇIN: (TR) Sarp. Düz kaygan. Parlak, cilalı.
YALÇINER: (TR) (bkz. Yalçın). Çetin, sert ve yiğit.
YALÇINKAYA: (TR) (bkz. Yalçın)
YALÇUK: (TR) Parlak, parlayan. Elçi.
YALDIRAK: (TR) Ak, parlak, ışıltılı.
YALGIN: (TR) Serap, ılgın. Alev.
YALIM: (TR) Alev, ateş. Kılıç, bıçak vb. kesici yüzü. Kaya. Sarp yer, uçurum. Şimşek. Kuvvet, kudret. Onur, derece.
YALIN: (TR) Gösterişsiz, sessiz, sade. Alev, ateş. Taş, büyük kaya. Çıplak, örtüsüz.
YALINALP: (TR) (bkz. Yalın).
YALINAY: (TR) Ayın en görkemli ve sade görüntüsü.
YALINÇ: (TR) Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.
YALKI: (TR) Yalın, tek. Işın.
YALKIN: (TR) (bkz. Yalgın).
YALMAN: (TR) Kılıç, kama, bıçak, mızrak'ın ağzı veya ucu. Sarp, dik. Eğik, eğinik.
YALTIR: (TR) Parlak, parlayan.
YALTIRAK: (TR) Işık, parıltı. Kuyruklu yıldız.
YALTIRAY: (TR) Ayın ışıltısı.
YALVAÇ: (TR) (bkz. Yalavaç).
YAMAÇ: (TR) Dağın ya da tepenin herhangi bir yanı. Karşı. Yan. Yakın. Bedel, karşılık.
YAMAN: (TR) Kötü, korkulan, şiddetli. Cesur, güçlü. İşbilir, kurnaz, becerikli.
YAMANER: (TR) Güçlü, cesur erkek.
YAMANÖZ: (TR) Özü güçlü olan.
YANAÇ: (TR) Yön, taraf.
YANAL: (TR) Yanda olan, yana düşen. Alaca, değişik renkli. Kırmızı pembe. Nehir yatağı.
YANAR: (TR) Parlayan, parıldayan. Kaplıca. Aralık ve Ocak ayı.
YANIK: (TR) Yanmış olan, esmer. Duygulu, dokunaklı. Kavruk, gelişmemiş. Aşık.
YANIKER: (TR) Aşık, vurgun kimse.
YANKI: (TR) Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, ses yansıması.
YAREN: (FAR) Arkadaş, dost, yakın dost.
YARKIN: (TR) Şimşek, ışık, ışıklı.
YARLIK: (TR) Buyruk, ferman. Yasa, kanun. Yoksul, acınan. Bağış, lütuf.
YARUK: (TR) Işık, aydınlık, parlaklık, parıltı.
YASER: (AR) Bolluk, varlık, zenginlik, varlıklılık.
YASİN: (AR) Kur'an-ı Kerim'in 36. suresinin başlangıcı. Asıl manası bilinmemekle birlikte, "Ey insan, Ey Seyyid" gibi muhtelif anlamlar çıkarılmıştır.
YASUN: (TR) Tarz, üslup, töre. Doğa, tabiat.
YAŞAM: (TR) Doğumdan ölüme kadar geçen süre, hayat.
YAŞANUR: (TR) (bkz. Yaşa).
YAŞAR: (TR) Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konulan adlardır.
YAŞIK: (TR) Işık, parıltı, parlaklık.
YAŞIL: (TR) Yeşil. Erkek ördek.
YAŞIN: (TR) Işık, parlaklık. Gizli. Şimşek.
YATMAN: (TR) Boyun eğen, uysal, yumuşak başlı kimse.
YATUK: (Tür.) Kanun, santur vb. sazların genel adı. Saklanan kullanılmayan şey.
YAVER: (FAR) Yardımcı.
YAVEŞ: (TR) Ağırbaşlı, yumuşak huylu, sakin. Şefkatli, sevecen.
YAVUZ: (TR) Yaman güçlü, güzel. Sert, şiddetli, çetin, keskin.
YAVUZALP: (TR) Çetin ve mücadeleci yiğit.
YAVUZAY: (TR) Ayın en güzel hali.
YAVUZCAN: (TR) Güçlü kişiliği olan, kimse.
YAVUZER: (TR) Cesur, güçlü erkek.
YAVUZHAN: (TR) Güçlü hükümdar, hakan.
YAY: (TR) Ok atmaya yarayan, eğri ağaç ya da metal çubuk. Burç.
YAYALP: (TR) (bkz. Yay). Sportmen.
YAYBÜKE: (TR) (bkz. Yay).
YAYGIR: (TR) Gökkuşağı.
YAZGAN: (TR) Yazan, yazar.
YAZGANALP: (TR) (bkz. Yazgan).
YAZGI: (TR) Kader, alın yazısı.
YAZIR: (TR) Oğuzların, Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adı.
YEĞİN: (TR) Zorlu, katı, şiddetli. Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. Bereketli, bol. İyiliği seven. Yakışıklı, güzel, ince. Uygun yerinde.
YEĞİNER: (TR) (bkz. Yeğin).
YEĞREK: (TR) İyilik sever. Güzel. Fazla, çok.
YEKTA: (FAR) Tek, yalnız.Eşsiz, benzersiz.
YELER: (TR) Yel gibi hızlı, çabuk kimse.
YELESEN: (TR) Yel gibi hızlı, çabuk.
YELMEN: (TR) Aceleci, hızlı davranan, canı tez kimse.
YELTEKİN: (TR) (bkz.Yeler).
YENAL: (TR) Galip gelmek, zafer kazanmaktan emir.
YENAY: (TR) Yeni ay, hilal.
YENBU: (AR) Pınar, çeşme, kaynak.
YENER: (TR) Üstün gelen, kazanan.
YENGİ: (TR) Zafer, utku, yenme, alt etme.
YENİSEY: (TR) Eski SSCB'de 3800 km uzunluğundaki ırmak.
YEREL: (TR) Belirli bir yer ile ilgili olan, örf.
YERGİN: (TR) Hüzünlü, tasalı, kaygılı.
YERHUM: (AR) Erkek kartal.
YERSEL: (TR) Yere ait, yerle ilgili.
YERTAN: (TR) Güneşin ilk ışıklan.
YESAR: (AR) Varlık, zenginlik. Sol, sol tarafı.
YESARİ: (AR) Sol, solla ilgili, sol tarafa ait. Zenginlikle ilgili.
YETEN: (TR) Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan. Süresi dolan, günü gelen. Tüm canlılar, herkes.
YETENER: (TR) Olgun erkek.
YETİK: (TR) Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. Bilgili, olgun.
YETİŞ: (TR) Amacına ulaş, isteğine kavuş.
YETİŞEN: (TR) Ulaşan, kavuşan.
YETKİN: (TR) Gerekli olgunluğa erişmiş olan, ergin.
YETKİNER: (TR) Olgun, kişilikli bilge.
YEZİD: (AR) Emevi halifesi Muaviye'nin 3. oğlu.
YİĞİT: (TR) Güçlü, yürekli, kahraman, alp. Delikanlı, genç, erkek.
YİĞİTCAN: (TR) Güçlü, korkusuz, kahraman.
YİĞİTER: (TR) Güçlü, korkusuz, kahraman.
YİĞİTHAN: (TR) Yiğit, cesur hakan.
YİĞİTKAN: (TR) Güçlü, cesur soydan gelen.
YILDIRALP: (TR) Parlayan, ışıldayan, yiğit
YILDIRAN: (TR) Parlayan, ışıldayan, ışık saçan.
YILDIRAY: (TR) Parlak, ışık saçan ay.
YILDIRIM: (TR) Büyük ışık parlaması ve gök gürültüsüyle ortaya çıkan bulutlar arasında veya buluttan yere elektrik boşalması. Şiddetli, süratli, çabuk!
YILDIZHAN: (TR) Yıldızların hakanı.
YILHAN: (TR) Yıl - han.
YILKAN: (TR) Yıl - kan.
YILMA: (TR) Vazgeçme, korkma, doğru yoldan yürümekten ayrılma, yılma.
YILMAZ: (TR) Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı.
YOLAÇ: (TR) Yol gösteren, kılavuz.
YORDAM: (TR) Kılavuz, rehber. Beceri, yatkınlık. Gelenek, görenek. Anlayış, yerinde davranış.
YORUÇ: (TR) Komutan, kumandan.
YÖNAL: (TR) Yönünü, cepheni al.
YÖNER: (TR) (bkz. Yönal).
YÖNET: (TR) Uygun, doğru. İyi, güzel. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul.
YÖNTEM: (TR) Yol, tarz, metod. Yetenek . Uygun, kolay.
YÖRÜK: (TR) Göçebe. Çabuk yürüyen, hızlı. Hayvancılıkla geçinen göçebe Oğuz Türkleri.
YULA: (TR) Meşale. Kandil.
YULUĞ: (TR) Mutlu, mesut. Hak, adalet.
YUMLU: (TR) Uğurlu, kutlu. Kutsal, mübarek.
YUMUŞ: (TR) İş, güç çalışma.
YUNUS: (AR) Ilık ve sıcak denizlerde yaşayan, memeli hayvan. Bir takım yıldızın adı.Uzun müddet bir balığın karnında kaldığı rivayet edilen peygamber (Yunus).
YURA: (TR) Dağ sırtı.
YURDAER: (TR) Yurdu için doğmuş kimse.
YURDAŞEN: (TR) Yurdu şenlendiren.
YURDAY: (TR) Yurdu aydınlatan.
YURDCAN: (TR) Yurda canlılık veren.
YURTSEVEN: (TR) Yurdunu milletini seven.
YURTSEVER: (TR) (bkz. Yurtseven).
YUSUF: (AR) Yakub'un oğlu olan peygamber Yusuf. İbranice; inleyen, ah eden, inilti.
YÜCE: (TR) Yüksek, büyük, ulu.
YÜCEALP: (TR) Büyük, ulu yiğit.
YÜCEL: (TR) Yüksel, yüce bir duruma gel, başarı kazan, ilerle.
YÜCELAY: (TR) (bkz. Yücel).
YÜCELEN: (TR) Yükselen, yüce bir duruma gelen, ilerleyen.
YÜCESAN: (TR) Saygın bir adı olan.
YÜCESOY: (TR) Saygın, ulu, soylu.
YÜCETEKİN: (TR) (bkz. Yüce).
YÜKSEL: (TR) Yükseklere çık, yücel, basan kazan, ilerle.
YÜRÜK: (TR) (bkz. Yörük). Çabuk ve hızlı yürüyen. Tarihte yeniçerilere katılan yaya asker. Hızlı koşan at.
YÜRÜKER: (TR) (bkz. Yürük).
YAFES: (AR) Hz. Nuh'un üçüncü oğlu. Tufandan sonra Hazar denizinin kuzeyine yerleşmiştir. Türk soyunun atası olduğu söylenir.
YAĞAN: (TR). Yağmur, kar.
YAĞIN: (TR) Yağmur. Yiğit. Arka, sırt.
YAĞINALP: (TR) (bkz. Yağın).
YAĞIZ: (TR) Esmer. Doru. Yiğit.
YAĞIZALP: (TR) Esmer, güçlü yiğit.
YAĞIZBAY: (TR) Esmer kimse.
YAĞIZER: (TR) Esmer kimse.
YAĞIZHAN: (TR) Esmer hükümdar. Yeğni, katı, cesur han.
YAĞIZKAN: (TR) Asil, soylu kan.
YAĞIZKURT: (TR) Esmer, güçlü, kuvvetli kimse.
YAĞIZTEKİN: (TR) Esmer, güçlü, erkek.
YAHYA: (İBR) 'Allah lütufkardır" anlamında. Zekeriyya'nın oğlu olan peygamber.
YAKUB / YAKUP : (AR) Erkek keklik. İbranice, "Takib eden, izleyen".
YALAP: (TR) Parıltı. İvedi, hızlı, çabuk. Sarı renkli bir kuş. Şimşek.
YALAVAC: (TR) Peygamber, elçi.
YALAZ: (TR) Alev. Bayrak.
YALAZA: (TR) Alev.
YALAZABEY: (TR) Ateş gibi.
YALAZALP: (TR) Alev gibi parlak yiğit.
YALAZAN: (TR) Berk, şimşek.
YALAZAY: (TR) Ayın kırmızı ışıklar açar hali.
YALÇIN: (TR) Sarp. Düz kaygan. Parlak, cilalı.
YALÇINER: (TR) (bkz. Yalçın). Çetin, sert ve yiğit.
YALÇINKAYA: (TR) (bkz. Yalçın)
YALÇUK: (TR) Parlak, parlayan. Elçi.
YALDIRAK: (TR) Ak, parlak, ışıltılı.
YALGIN: (TR) Serap, ılgın. Alev.
YALIM: (TR) Alev, ateş. Kılıç, bıçak vb. kesici yüzü. Kaya. Sarp yer, uçurum. Şimşek. Kuvvet, kudret. Onur, derece.
YALIN: (TR) Gösterişsiz, sessiz, sade. Alev, ateş. Taş, büyük kaya. Çıplak, örtüsüz.
YALINALP: (TR) (bkz. Yalın).
YALINAY: (TR) Ayın en görkemli ve sade görüntüsü.
YALINÇ: (TR) Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.
YALKI: (TR) Yalın, tek. Işın.
YALKIN: (TR) (bkz. Yalgın).
YALMAN: (TR) Kılıç, kama, bıçak, mızrak'ın ağzı veya ucu. Sarp, dik. Eğik, eğinik.
YALTIR: (TR) Parlak, parlayan.
YALTIRAK: (TR) Işık, parıltı. Kuyruklu yıldız.
YALTIRAY: (TR) Ayın ışıltısı.
YALVAÇ: (TR) (bkz. Yalavaç).
YAMAÇ: (TR) Dağın ya da tepenin herhangi bir yanı. Karşı. Yan. Yakın. Bedel, karşılık.
YAMAN: (TR) Kötü, korkulan, şiddetli. Cesur, güçlü. İşbilir, kurnaz, becerikli.
YAMANER: (TR) Güçlü, cesur erkek.
YAMANÖZ: (TR) Özü güçlü olan.
YANAÇ: (TR) Yön, taraf.
YANAL: (TR) Yanda olan, yana düşen. Alaca, değişik renkli. Kırmızı pembe. Nehir yatağı.
YANAR: (TR) Parlayan, parıldayan. Kaplıca. Aralık ve Ocak ayı.
YANIK: (TR) Yanmış olan, esmer. Duygulu, dokunaklı. Kavruk, gelişmemiş. Aşık.
YANIKER: (TR) Aşık, vurgun kimse.
YANKI: (TR) Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, ses yansıması.
YAREN: (FAR) Arkadaş, dost, yakın dost.
YARKIN: (TR) Şimşek, ışık, ışıklı.
YARLIK: (TR) Buyruk, ferman. Yasa, kanun. Yoksul, acınan. Bağış, lütuf.
YARUK: (TR) Işık, aydınlık, parlaklık, parıltı.
YASER: (AR) Bolluk, varlık, zenginlik, varlıklılık.
YASİN: (AR) Kur'an-ı Kerim'in 36. suresinin başlangıcı. Asıl manası bilinmemekle birlikte, "Ey insan, Ey Seyyid" gibi muhtelif anlamlar çıkarılmıştır.
YASUN: (TR) Tarz, üslup, töre. Doğa, tabiat.
YAŞAM: (TR) Doğumdan ölüme kadar geçen süre, hayat.
YAŞANUR: (TR) (bkz. Yaşa).
YAŞAR: (TR) Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konulan adlardır.
YAŞIK: (TR) Işık, parıltı, parlaklık.
YAŞIL: (TR) Yeşil. Erkek ördek.
YAŞIN: (TR) Işık, parlaklık. Gizli. Şimşek.
YATMAN: (TR) Boyun eğen, uysal, yumuşak başlı kimse.
YATUK: (Tür.) Kanun, santur vb. sazların genel adı. Saklanan kullanılmayan şey.
YAVER: (FAR) Yardımcı.
YAVEŞ: (TR) Ağırbaşlı, yumuşak huylu, sakin. Şefkatli, sevecen.
YAVUZ: (TR) Yaman güçlü, güzel. Sert, şiddetli, çetin, keskin.
YAVUZALP: (TR) Çetin ve mücadeleci yiğit.
YAVUZAY: (TR) Ayın en güzel hali.
YAVUZCAN: (TR) Güçlü kişiliği olan, kimse.
YAVUZER: (TR) Cesur, güçlü erkek.
YAVUZHAN: (TR) Güçlü hükümdar, hakan.
YAY: (TR) Ok atmaya yarayan, eğri ağaç ya da metal çubuk. Burç.
YAYALP: (TR) (bkz. Yay). Sportmen.
YAYBÜKE: (TR) (bkz. Yay).
YAYGIR: (TR) Gökkuşağı.
YAZGAN: (TR) Yazan, yazar.
YAZGANALP: (TR) (bkz. Yazgan).
YAZGI: (TR) Kader, alın yazısı.
YAZIR: (TR) Oğuzların, Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adı.
YEĞİN: (TR) Zorlu, katı, şiddetli. Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. Bereketli, bol. İyiliği seven. Yakışıklı, güzel, ince. Uygun yerinde.
YEĞİNER: (TR) (bkz. Yeğin).
YEĞREK: (TR) İyilik sever. Güzel. Fazla, çok.
YEKTA: (FAR) Tek, yalnız.Eşsiz, benzersiz.
YELER: (TR) Yel gibi hızlı, çabuk kimse.
YELESEN: (TR) Yel gibi hızlı, çabuk.
YELMEN: (TR) Aceleci, hızlı davranan, canı tez kimse.
YELTEKİN: (TR) (bkz.Yeler).
YENAL: (TR) Galip gelmek, zafer kazanmaktan emir.
YENAY: (TR) Yeni ay, hilal.
YENBU: (AR) Pınar, çeşme, kaynak.
YENER: (TR) Üstün gelen, kazanan.
YENGİ: (TR) Zafer, utku, yenme, alt etme.
YENİSEY: (TR) Eski SSCB'de 3800 km uzunluğundaki ırmak.
YEREL: (TR) Belirli bir yer ile ilgili olan, örf.
YERGİN: (TR) Hüzünlü, tasalı, kaygılı.
YERHUM: (AR) Erkek kartal.
YERSEL: (TR) Yere ait, yerle ilgili.
YERTAN: (TR) Güneşin ilk ışıklan.
YESAR: (AR) Varlık, zenginlik. Sol, sol tarafı.
YESARİ: (AR) Sol, solla ilgili, sol tarafa ait. Zenginlikle ilgili.
YETEN: (TR) Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan. Süresi dolan, günü gelen. Tüm canlılar, herkes.
YETENER: (TR) Olgun erkek.
YETİK: (TR) Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. Bilgili, olgun.
YETİŞ: (TR) Amacına ulaş, isteğine kavuş.
YETİŞEN: (TR) Ulaşan, kavuşan.
YETKİN: (TR) Gerekli olgunluğa erişmiş olan, ergin.
YETKİNER: (TR) Olgun, kişilikli bilge.
YEZİD: (AR) Emevi halifesi Muaviye'nin 3. oğlu.
YİĞİT: (TR) Güçlü, yürekli, kahraman, alp. Delikanlı, genç, erkek.
YİĞİTCAN: (TR) Güçlü, korkusuz, kahraman.
YİĞİTER: (TR) Güçlü, korkusuz, kahraman.
YİĞİTHAN: (TR) Yiğit, cesur hakan.
YİĞİTKAN: (TR) Güçlü, cesur soydan gelen.
YILDIRALP: (TR) Parlayan, ışıldayan, yiğit
YILDIRAN: (TR) Parlayan, ışıldayan, ışık saçan.
YILDIRAY: (TR) Parlak, ışık saçan ay.
YILDIRIM: (TR) Büyük ışık parlaması ve gök gürültüsüyle ortaya çıkan bulutlar arasında veya buluttan yere elektrik boşalması. Şiddetli, süratli, çabuk!
YILDIZHAN: (TR) Yıldızların hakanı.
YILHAN: (TR) Yıl - han.
YILKAN: (TR) Yıl - kan.
YILMA: (TR) Vazgeçme, korkma, doğru yoldan yürümekten ayrılma, yılma.
YILMAZ: (TR) Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı.
YOLAÇ: (TR) Yol gösteren, kılavuz.
YORDAM: (TR) Kılavuz, rehber. Beceri, yatkınlık. Gelenek, görenek. Anlayış, yerinde davranış.
YORUÇ: (TR) Komutan, kumandan.
YÖNAL: (TR) Yönünü, cepheni al.
YÖNER: (TR) (bkz. Yönal).
YÖNET: (TR) Uygun, doğru. İyi, güzel. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul.
YÖNTEM: (TR) Yol, tarz, metod. Yetenek . Uygun, kolay.
YÖRÜK: (TR) Göçebe. Çabuk yürüyen, hızlı. Hayvancılıkla geçinen göçebe Oğuz Türkleri.
YULA: (TR) Meşale. Kandil.
YULUĞ: (TR) Mutlu, mesut. Hak, adalet.
YUMLU: (TR) Uğurlu, kutlu. Kutsal, mübarek.
YUMUŞ: (TR) İş, güç çalışma.
YUNUS: (AR) Ilık ve sıcak denizlerde yaşayan, memeli hayvan. Bir takım yıldızın adı.Uzun müddet bir balığın karnında kaldığı rivayet edilen peygamber (Yunus).
YURA: (TR) Dağ sırtı.
YURDAER: (TR) Yurdu için doğmuş kimse.
YURDAŞEN: (TR) Yurdu şenlendiren.
YURDAY: (TR) Yurdu aydınlatan.
YURDCAN: (TR) Yurda canlılık veren.
YURTSEVEN: (TR) Yurdunu milletini seven.
YURTSEVER: (TR) (bkz. Yurtseven).
YUSUF: (AR) Yakub'un oğlu olan peygamber Yusuf. İbranice; inleyen, ah eden, inilti.
YÜCE: (TR) Yüksek, büyük, ulu.
YÜCEALP: (TR) Büyük, ulu yiğit.
YÜCEL: (TR) Yüksel, yüce bir duruma gel, başarı kazan, ilerle.
YÜCELAY: (TR) (bkz. Yücel).
YÜCELEN: (TR) Yükselen, yüce bir duruma gelen, ilerleyen.
YÜCESAN: (TR) Saygın bir adı olan.
YÜCESOY: (TR) Saygın, ulu, soylu.
YÜCETEKİN: (TR) (bkz. Yüce).
YÜKSEL: (TR) Yükseklere çık, yücel, basan kazan, ilerle.
YÜRÜK: (TR) (bkz. Yörük). Çabuk ve hızlı yürüyen. Tarihte yeniçerilere katılan yaya asker. Hızlı koşan at.
YÜRÜKER: (TR) (bkz. Yürük).
Z HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLER VE ANLAMLARI
Z HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLER VE ANLAMLARI
ZABİT: (AR) Askere kumanda eden rütbeli asker, subay. Ticaret gemisi yöneticisi. Yönetme gücü olan. (Mecazi): Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran kimse.ZADE: (FAR) Evlat, oğul. Dürüst, doğru adam.ZAFER: (AR) Amaca ulaşma, basan. Düşmanı yenme, üstün gelme, utku.
ZAFİR: (AR) Zafer kazanan, üstün gelen.
ZAĞNOS: (TR) Bir tür doğan kuşu.
ZAHİD / ZAHİT : (AR) Kuşkulu şeyleri bile terkederek günahtan kaçan, kimse.
ZAHİR: (AR) Parlak, parlak yıldız.
ZAİD / ZAİT : (AR) Artan, artıran.
ZAİK: (AR) Tad alan, tadıcı, tadan.
ZAİM: (AR) Kefil. Prenses, şef.
ZAKİR: (AR) Zikreden, ,anan.
ZATİ: (AR) Kendiyle ilgili, kendine ait, özel.Özle ilgili.
ZEKAİ: (AR) Zekayla ilgili, zekaya ait.
ZEKERİYA: (TR) Kuranı Kerim'de ismi geçen peygamberlerden biri.
ZEKİ: (AR) Zekalı çabuk anlayan ve kavrayan. Zeka gösteren.
ZEVAHİR: (AR) Parlak yıldızlar. (bkz. Zahir).
ZEVAL: (AR) Yerinden ayrılıp, gitme.Sona erme. Güneşin başucunda bulunma zamanı.
ZEYNEL: (TR) Zeynel Abidin adından kısalmış ad.
ZEYNELABİDİN: (AR) İbadet edenlerin süsü.
ZEYNİ: (AR) Süsle, bezekle ilgili.
ZEYNULLAH: (AR) Allah'ın süsü.
ZEYNUR: (AR) (bkz. Zinnur).
ZEYREK: (TR.) İlgi çekici. Eli uz, usta.Akıllı, zeki.
ZEYYAT: (AR) Zeytinyağı, zeytinyağı yapan kimse.
ZİHNİ: (AR) Zihinle, akılla ilgili.
ZİKRİ: (AR) Anma ile ilgili.
ZİRVE: (AR) Doruk, bir şeyin en yüksek noktası, tepesi.
ZİŞAN: (AR) Şanlı, sereni. Canlı. Bir tür lale.
ZİVEKAR: (AR) Gururlu. Vakar dolu. Vakar sahibi.
ZİVER: (FAR) Süs, bezek.
ZİVERBEY: (TR) (bkz. Ziver).
ZİYA: (AR) Aydınlık, parlaklık, nur, ışık.
ZİYAD / ZİYAT : (TR) Fazlalık, çokluk.
ZİYAEDDİN / ZİYAETTİN : (AR) Dinin ışığı , aydınlığı.
ZOBU: (TR) İri yarı,kaba. Delikanlı. Zor, sıkıntılı. Eski vezir konaklarındaki hizmetlilere verilen ad.
ZORAL: (TR) Zor al.
ZORLU: (TR) Güzel, çok güzel, iyi.Yakışıklı. Güçlü, dayanıklı. Sert, keskin. Yürekli, cesur. Girgin, girişken.
ZÜBEYR: (AR) Yazılı, küçük şey.
ZÜBEYİR: (AR) (bkz. Zübeyr).
ZÜHDİ / ZÜHTİ / ZÜHTÜ : (AR) Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren.
ZÜHEYR: (AR) Küçük çiçek, çiçekcik.
ZÜLFİ / ZÜLFÜ: (AR) (bkz. Zülfikar). Kılıcın kabzasına iliştirilen süs.
ZÜLFiKÂR: (AR) Hz. Ali'nin kullandığı çatal ağızlı kılıç. İki parçalı.
ZÜLKARNEYN: (AR) İki boynuzlu anlamında. Büyük İskender.
ZÜMER: (AR) Zümreler, gruplar. Kur'an-ı Kerim'in 39. süresi.
ZABİT: (AR) Askere kumanda eden rütbeli asker, subay. Ticaret gemisi yöneticisi. Yönetme gücü olan. (Mecazi): Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran kimse.ZADE: (FAR) Evlat, oğul. Dürüst, doğru adam.ZAFER: (AR) Amaca ulaşma, basan. Düşmanı yenme, üstün gelme, utku.
ZAFİR: (AR) Zafer kazanan, üstün gelen.
ZAĞNOS: (TR) Bir tür doğan kuşu.
ZAHİD / ZAHİT : (AR) Kuşkulu şeyleri bile terkederek günahtan kaçan, kimse.
ZAHİR: (AR) Parlak, parlak yıldız.
ZAİD / ZAİT : (AR) Artan, artıran.
ZAİK: (AR) Tad alan, tadıcı, tadan.
ZAİM: (AR) Kefil. Prenses, şef.
ZAKİR: (AR) Zikreden, ,anan.
ZATİ: (AR) Kendiyle ilgili, kendine ait, özel.Özle ilgili.
ZEKAİ: (AR) Zekayla ilgili, zekaya ait.
ZEKERİYA: (TR) Kuranı Kerim'de ismi geçen peygamberlerden biri.
ZEKİ: (AR) Zekalı çabuk anlayan ve kavrayan. Zeka gösteren.
ZEVAHİR: (AR) Parlak yıldızlar. (bkz. Zahir).
ZEVAL: (AR) Yerinden ayrılıp, gitme.Sona erme. Güneşin başucunda bulunma zamanı.
ZEYNEL: (TR) Zeynel Abidin adından kısalmış ad.
ZEYNELABİDİN: (AR) İbadet edenlerin süsü.
ZEYNİ: (AR) Süsle, bezekle ilgili.
ZEYNULLAH: (AR) Allah'ın süsü.
ZEYNUR: (AR) (bkz. Zinnur).
ZEYREK: (TR.) İlgi çekici. Eli uz, usta.Akıllı, zeki.
ZEYYAT: (AR) Zeytinyağı, zeytinyağı yapan kimse.
ZİHNİ: (AR) Zihinle, akılla ilgili.
ZİKRİ: (AR) Anma ile ilgili.
ZİRVE: (AR) Doruk, bir şeyin en yüksek noktası, tepesi.
ZİŞAN: (AR) Şanlı, sereni. Canlı. Bir tür lale.
ZİVEKAR: (AR) Gururlu. Vakar dolu. Vakar sahibi.
ZİVER: (FAR) Süs, bezek.
ZİVERBEY: (TR) (bkz. Ziver).
ZİYA: (AR) Aydınlık, parlaklık, nur, ışık.
ZİYAD / ZİYAT : (TR) Fazlalık, çokluk.
ZİYAEDDİN / ZİYAETTİN : (AR) Dinin ışığı , aydınlığı.
ZOBU: (TR) İri yarı,kaba. Delikanlı. Zor, sıkıntılı. Eski vezir konaklarındaki hizmetlilere verilen ad.
ZORAL: (TR) Zor al.
ZORLU: (TR) Güzel, çok güzel, iyi.Yakışıklı. Güçlü, dayanıklı. Sert, keskin. Yürekli, cesur. Girgin, girişken.
ZÜBEYR: (AR) Yazılı, küçük şey.
ZÜBEYİR: (AR) (bkz. Zübeyr).
ZÜHDİ / ZÜHTİ / ZÜHTÜ : (AR) Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren.
ZÜHEYR: (AR) Küçük çiçek, çiçekcik.
ZÜLFİ / ZÜLFÜ: (AR) (bkz. Zülfikar). Kılıcın kabzasına iliştirilen süs.
ZÜLFiKÂR: (AR) Hz. Ali'nin kullandığı çatal ağızlı kılıç. İki parçalı.
ZÜLKARNEYN: (AR) İki boynuzlu anlamında. Büyük İskender.
ZÜMER: (AR) Zümreler, gruplar. Kur'an-ı Kerim'in 39. süresi.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)