pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 A DAN Z YE İSİMLERİN ANLAMLARI: P-R HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI

P-R HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI

P HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
PAKİZE: (FAR) Temiz, saf, halis, lekesiz.
PAPATYA: (TR) İlkbaharda çiçek açan, taç yapraklı, beyaz, ortası sarı bir kır çiçeği.
PARLA: (TR) Işık saç, ışılda. Ün kazan, tanın. Parlamak fiilinin emir kipi.
PARLAK: (TR) Parlayan, ışıldayan. Temiz. Çok başarılı.
PARLANUR: (TR) Nur gibi parla. Parla nur.
PARLAR: (TR) Işık saçar, ışıldar, aydınlık verir.
PEKAY: (TR) Pek ay.
PEKKAN: (TR) Sağlam temiz kandan gelen. Soylu.
PELİN: (TR) Birleşikgillerden, keskin ve güzel kokulu, bir çeşit bitki.
PELİNSU: (TR) (bkz. Pelin)
PELİT: (TR) Çınar, meşe vb. ağaçların meyvesi.
PEMBE: (TR) Beyaz ve kırmızının karışmasından oluşan açık renk.
PEMBEGÜL: (TR) Pembe gül.
PERÇEM: (FAR) Kâkül. Yele. Mızrak, bayrak gibi şeylerin başlarına konan püskül.
PEREN: (FAR) Ülker yıldızı, pervin, Süreyya.
PERİ: (FAR) Dişi cin (güzel ve iyilik severlik sembolü olarak kabul edilirler). Güzel kadın veya kız.
PERİCAN: (FAR) (bkz. Peri).
PERİDE: (FAR) Uçmuş, soluk, solmuş.
PERİHAN: (FAR) Peri padişahı. Büyücü.
PERİRU: (FAR) Peri yüzlü, çok güzel.
PERİVEŞ: (FAR) Peri gibi, çok güzel.
PERİZAT: (FAR) Peri çocuğu. Güzel, çok güzel.
PERİZE: (FAR) Kırmızı altın. Ateşte pişirilen ekmek.
PERMUN: (FAR) Bezek, süs.
PERRAN: (FAR) Uçan, uçucu.
PERRİN: (FAR) Nezaket, nazlılık.
PERVİN: (FAR) Ülker yıldızı, süreyya.
PETEK: (TR) Kovanda arıların içine bal yaptıkları göz, mum tekerleği. Kovan.
PEYDA: (FAR) Meydanda açıkta. Hazır, mevcut.
PEYKE: (FAR) Kuru kanepe, tahta sedir.
PEYKER: (FAR) Yüz, surat.
PEYMA: (FAR) Ölçen, ölçücü.
PEYMANE: (FAR) Büyük kadeh, şarap bardağı.
PINAR: (TR) Yerden kaynayıp çıkan su, kaynak, çeşme . Bir suyun çıktığı yer, su başı. Kaynak suyunun devamlı aktığı yer.
PIRILTI: (TR) Parıldayan şeyin çıkardığı ışık. Anlık ışık geçişi.
PIRLANTA: (İTA) Değerli bir tür elmas.
PIRNAL: (TR) Meşe ağacı çalısı.
PITIRCA: (TR) Koyu pembe renkli bir bahar çiçeği.
PİNHAN: (FAR) Gizli.
PİRAYE: (FAR) Süs, zinet.
PİRUZE: (FAR) Mavi renkli ve değerli bir süs taşı.
PİYALE: (FAR) Kadeh, şarap bardağı.
PLATİN: (LAT) Beyaz ve çok değerli bir maden.
PÜRÇEK: (TR) Şakaklardan sarkan saç, zülüf. Ağaç ve bitkilerin saçak gibi ince kökleri. Oya, püskül, saçak.
PÜRÇİN: (FAR) Çok düşünceli, öfkeli. Kırışık.
PÜREN: (TR) Kimi ağaçlarda yapraklardan ayrı olarak süren ince yaprak. Çalılık ve sık otlu yerler.
PÜRFER: (FAR) Çok parlak, aydınlık.


R HARFİ İLE BAŞLAYAN BAYAN İSİMLER VE ANLAMLARI
RABİA: (AR) Dördüncü. Saatteki salisenin 60'ta biri.
RACİFE: (AR) Sur'un kıyamette bütün canlıları öldürecek olan ilk üflenişi.
RACİYE: (AR) Rica eden, yalvaran. Umutlu.
RADİFE: (AR) Kıyamette üfürülecek surun ikincisi
RADİYE: (AR) Rıza gösteren, kabul eden, boyun eğen.
RAFİA: (AR) Her çeşit ayaklık ve destek.
RAĞBET: (AR) İstek, arzu. İstekle karşılama.
RAHİLE: (AR) Rahat, sakin.
RAHİME: (AR) Hafif sesli, latif konuşan kadın.
RAHİYE: (AR) Bal arısı.
RAHMİYE (AR) Acımayla ilgili.
RAHŞAN: (FAR) Parıltılı. Işıltı.
RAHŞENDE: (FAR) Parıldayan, parıldayıcı.
RAİDE: (AR) Gürleyen bulut.
RAİFE: (AR) Acıması olan, merhametli.
RAİKA: (AR) Sade, saf, katışıksız.
RAKİDE: (AR) Durgun, sessiz, hareketsiz.
RAMİYE: (AR) Atan, atıcı.
RAMİZE: (AR) Akıllı, zeki. İşaretlerle simgelerle gösteren.
RANA: (AR) Güzel, hoş latif, parlak. Çok iyi, çok ala.
RASAFET: (AR) Sağlamlık, dayanıklılık.
RASANET: (AR) Sağlamlık, dayanıklılık, melanet.
RASİA: (AR) Kabara. Kabara gibi yer yer konulan süs.
RASİFE: (AR) Rıhtım, su içine yapılan set.
RASİHA: (AR) Sağlam, temeli güçlü, dayanıklı. Bir bilimde, özellikle din alanında çok derinleşmiş olan.
RASİME: (AR) Adet, töre. Merasim, tören. Formalite.
RASİYE: (AR) Büyük dağ.
RAŞAN: (AR) Titreme, titreyiş.
RAŞİDE / RAŞİTE: (AR) Olgun, ergin, akıllı. Doğru yolda olan.
RAVZA: (AR) Çimeni, ağacı bol olan yer, bahçe.
RAYİHA: (AR) Güzel koku.
RAZİYE: (AR) Kabul eden, rıza gösteren, boyun eğen.
REBİA: (AR) Bahar, ilkyaz.
REBİYE: (AR) Kış sonlarında yapılan ekim. Eskiden ozanların bahara girerken büyüklere sundukları kaside.
REFAHET: (AR) Bolluk, gürlük.
REFAKAT: (AR) Arkadaşlık, yoldaşlık. Eşlik etmek.
REFHAN: (AR) Varlık içinde yaşayan.
REFİA: (AR) Yüksek, yüce, saygın.
REFİKA: (AR) Eş, kan, zevce.
REHASET: (AR) Tazelik, yumuşaklık.
REKANET: (AR) Ağırbaşlılık, gururluluk.
REKİNE: (AR) Gururlu, ağırbaşlı. Yüce, yüksek.
REMİDE: (FAR) Ürkmüş, korkmuş.
REMZİYE: (AR) Remizle ilgili, remze ait, sembolik, simgesel.
RENGİDİL: (FAR) Türk müziğinde bir makam.
RENGİN: (FAR) Renkli, parlak renkli. Güzel, hoş. Süslü.
RENGİNAR: (TR) Nar renginde olan.
RESA: (FAR) Yetişen, yetiştiren, erişen.
RESANE: (FAR) Özlem, hasret.
RESANET: (AR) Sağlamlık, metanet.
RESMİGÜL: (FAR) Gül gibi güzel, gül biçiminde.
RESMİYE: (AR) (bkz. Resmi).
REŞİDE / REŞİTE: (AR) İyi ve doğruyu seçebilen, malını idare gücü olan, ergin, erişkin.
REVNAK: (AR) Parlaklık, güzellik, tazelik, süs.
REVZEN: (AR-FAR) Pencere.
REYAN: (AR) Herşeyin evveli, ilk zamanı, tazelik zamanı.
REYHAN: (AR) Fesleğen, güzel kokulu bir süs bitkisi.
REYYA: (AR) Güzel koku, reyhan.
REYYAN: (AR) Suya kanmış, suya doymuş.
REZZAN: (AR) Ağırbaşlı, ağır, onurlu.
RIFKIYE: (AR) Yumuşaklık, mülayimlik, yumuşak başlılık, naziklik, tatlılık.
RİNDAN: (FAR) Dünya işini boş görenler, alçakgönüllüler, kalenderler.
ROJDA: (KÜRTÇE) Gündoğumu; güneşin doğduğu an, yeni bir gün.
RONYA: (KÜRTÇE) Işık saçan ulu bilgin, aydınlık.
RUHAN: (FAR) Güzel kokan, güzel kokulu.
RUHİNUR: (FAR-AR) Nurlu, aydınlık yüzlü.
RUHİŞEN: (AR-FAR) Şen, neşeli, canlı kimse.
RUHİYE: (AR) Ruhsal, ruhla ilgili.
RUHNEVAZ: (FAR) Ruh okşayan. Türk müziğinde bir makam.
RUHSADE: (FAR) Yanağını, yüzüne süren, yüzünü sürmüş.
RUHSAL: (TR) Ruhla ilgili olan, ruhi.
RUHSAR: (FAR) Yanak. Yüz, çehre.
RUHSARE: (FAR) (bkz. Ruhsar).
RUHSAT: (AR) İzin, müsaade.
RUHŞEN: (AR-FAR) Şen, neşeli, canlı kimse.
RUHUGÜL: (AR) Güzel, temiz, latif kimse, gül ruhlu.
RUHUNUR: (TR) Nurlu, aydınlık yüzlü.
RUKİYE: (AR) Büyüleyici, sihirleyici, efsun.
RUMEYSA: Bir yıldız kümesi içindeki en parlak yıldız.
RUZİYE: (FAR) Gündüze ait, gündüzle ilgili.
RÜVEYDA: (AR) Hoş, ince, nazik, Rüveyde.
RÜVEYDE: (AR) Hoş, ince, nazik, Rüveyda.
RÜVEYHA: (AR) Zariflik, incelik.
RÜVİDE: (AR) Hoş, ince, nazik.
RÜYA: (AR) Uyku sırasında görülen şey, düş. Hayal, umut.

Hiç yorum yok: