OBA: (TR) Çadırlarda yaşayan göçebe ailelerin meydana getirdiği topluluk. Genellikle bölmeli göçebe cadın. Yabancı. Zeka ya da yetenekleri olağanüstü işler başaracak kadar üstün olan kimse, dahi. Ova.
OBUZ: (TR) Su kaynağı. Akarsulardan oluşan küçük derecik. İki derenin birleştiği dar yer. Karların erimesiyle oluşan ufak dere.
ODHAN: (TR) Atak, hareketli ve canlı lider. Ateş gibi han.
ODKAN: (TR) Canlı, coşkulu kimse. Ateş kanlı. Atak. Delidolu
ODMAN: (TR) Ateş gibi canlı, coşkulu, hareketli kimse.
OFLAS: (TR) (bkz. Oflaz).
OFLAZ: (TR) İyi, güzel, eksiksiz, tam. Gürbüz, yakışıklı, güzel giyinen. Becerikli.Eflatun rengi.İşe yarar uygun. Cesur kabadayı.
OFLAZER: (TR) Oflaz er. Gürbüz, becerikli, eksiksiz, yiğit.
OGAN: (TR) (bkz. Okan).
OGANER: (TR) Oğan er.
OGÜN: (TR) Anımsanan belirli bir günde doğan.
OĞANER: (TR) Oğan er.
OĞANSOY: (TR) Oğan soy.
OĞUÇ: (TR) Oymak. Hısım, akraba.Bereket.
OĞUR: (TR) Uğur. Samimi, içten dost. Bir şey yapabilmek için ele geçen zaman ya da elverişli durum.
OĞURALP: (TR) Samimi, içten yiğit.
OĞURATA: (TR) Uğurlu ata.
OĞUŞ: (TR) Erkek çocuk.
OĞUZ: (TR) Mübarek, saf ve iyi yaratılışlı. Genç, sağlam, güçlü. Türk efsanelerinde geçen büyük bir kahraman. Büyük bir Türk boyu.
OĞUZALP: (TR) Oğuz boyundan, yiğit, savaşçı.
OĞUZATA: (TR) Oğuz'a mensup, güçlü yiğit baba. Oğuz kahramanı.
OĞUZBALA: (TR) Oğuz çocuğu. Yiğit gürbüz çocuk.
OĞUZBAY: (TR) Oğuz bay.
OĞUZCAN: (TR) Oğuz can.
OĞUZER: (TR) Oğuz er.
OĞUZHAN: (TR) Yiğit han, hakan. Oğuz boylarının efsanevi kahramanı.
OĞUZKAN: (TR) Damarlarında Oğuz kanı taşıyan.
OĞUZMAN: (TR) Güçlü, sağlam, iyi yürekli, dost kimse.
OĞUZTAN: (TR) Görkemli, aydınlık.
OĞUZTÜZÜN: (TR) Sağlam, yiğit. Yumuşak huylu, sakin.
OKAN: (TR) Anlayışlı. Anlama, öğrenme.
OKANALP: (TR) Anlayışlı yiğit.Tanrısal gücü olan yiğit.
OKANAY: (TR) Okan ay.
OKANDAN: (TR) Tanrı'dan gelen, Tanrı'nın verdiği.
OKANER: (TR) (bkz. Okanalp).
OKATAN: (TR.) Ok atan.
OKATAY: (TR) Ok atay.
OKAY: (TR) Baht, talih, şans. Bahtlı, talihli. Beğenme. Satürn gezegeni.
OKBAŞ: (TR) Ok baş.
OKBOĞA: (TR) Hızlı ve boğa gibi güçlü.
OKBUDUN: (TR) Birlik içinde olan. Dürüst soya mensup.
OKCAN: (TR) Canlı, hareketli canı tez.
OKÇUN: (TR) Uzak, öte, uzakta bulunan.
OKDAĞ: (TR) Ok dağ.
OKDEMİR: (TR) Demir gibi sağlam ve atak. Demirden yapılmış ok.
OKER: (TR) Hızlı, canlı, hareketli kimse.
OKERGÜN: (TR) Ok ergin.
OKGÜÇ: (TR) Ok gibi güçlü ve hızlı.
OKHAN: (TR) Hızlı, atak ve güçlü lider, han.
OKKAN: (TR) Ok kan.
OKMAN: (TR) Ok gibi hızlı, güçlü kimse. Okçu.
OKSAL: (TR) Ok sal.
OKSALMIŞ: (TR) Ok atmakla meşhur.
OKSAR: (TR) Ok atışına hazırlan.
OKSAY: (TR) Ok ve Say'dan birleşik isim.
OKSEV: (TR) Ok ve Sev'den birleşik isim.
OKSEVEN: (TR) Ok seven.
OKSU: (TR) Hızlı ve düzenli akan su.
OKŞAK: (TR) Benzeyiş. Benzeyen, andıran.
OKTAN: (TR) Ok tan.
OKTAR: (TR) Ok tar.
OKTAY: (TR) Öfkeli, sinirli, kızgın.
OKTUĞ: (TR) Ok tuğ.
OKTUNA: (TR) Ok tuna.
OKTÜRE: (TR) Ok türe.
OKTÜREMİŞ: (TR) Ok türemış.
OKUŞ: (TR) Zeka, akıl, anlayışlılık. Çağrı, davet.
OKUŞLU: (TR) Zeki, akıllı, anlayışlı.
OKUTAN: (TR) Eğitici, öğretmen.
OKUTMAN: (TR) Okutan, öğreten, öğretmen.
OKUYAN: (TR) Okumayı seven. Çağıran, davet eden.
OKYALAZ: (TR) Ateş gibi canlı ve çabuk.
OKYAN: (TR) Ok yan.
OKYANUS: (YUN) Ana karaları birbirinden ayıran büyük deniz.
OKYAR: (TR) Ok yar.
OKYAY: (TR) Ok yay.
OLCA: (TR) Savaşta düşmandan ele geçirilen mal, ganimet.
OLCAY: (TR) Baht, talih, ikbal.
OLCAYTU: (TR) Bahtlı, şanslı, talihli.
OLCAYTUĞ: (TR) (bkz. Olcaytu).
OLCUM: (TR) Eli işe yatkın, becerikli, usta. Kendini olduğundan üstün gösteren.
OLDAÇ: (TR) Şişman, büyümeye, gelişmeye elverişli olan.
OLGAÇ: (TR) Olgun, yetişkin, iyi gelişmiş.
OLGUN: (TR) Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş kimse.
OLGUNAY: (TR) Olgunay, dolunay.
OLGUNER: (TR) Olgun er. Yetişmiş, iyi gelişmiş kimse.
OLGUNSOY: (TR) Tanınmış soydan gelen.
OLGUNSU: (TR) Olgunsu
OLSAR: (TR) Adın duyulsun.
OMAÇ: (TR) Hedef, gaye, amaç.
OMAY: (TR) Seçkin, seçilmiş. Özet, öz.
ONAR: (TR) Daha iyi bir duruma giren, mutlu olan. Hastalıktan, dertten kurtulan.
ONARAN: (TR) Düzelten, yararlı bir duruma getiren. İyileştiren, tedavi eden. Başaran, bitiren.
ONAT: (TR) İyi, güzel, düzgün. İyi yaratılışlı. Doğru, dürüst nitelikli. Kolay.
ONATKAN: (TR) Onat kan. Temiz, dürüst soydan gelen.
ONATSÜ: (TR) Güzel, dürüst asker. Nitelikli asker.
ONAY: (TR) Uygun bulma, onaylama. Uygun yerinde.
ONBULAK: (TR) On bulak.
ONGAR: (TR) Kurtuluş.
ONGAY: (TR) Kolay.
ONGU: (TR) Gönül rahatlığı, mutluluk, sağlık. Bayındırlık, gelişmişlik.
ONGUN: (TR) Eksiksiz, tam. Verimli, bol, Bayındır. Kutlu, uğurlu, beğenilen. Kurtulmuş, onmuş.Gelişmiş, gürbüz.
ONGUNALP: (TR) Kutlu, uğurlu, beğenilen yiğit.
ONGUNER: (TR) Gelişmiş, gürbüz genç.
ONGUNSU: (TR) Bol ve gür akan su.
ONGÜNER: (TR) Ongün-er.
ONGÜNEŞ: (TR) Ongün-eş.
ONUK: (TR) Sevgili, aziz.
ONUKER: (TR) Onuk er. Sevilen, sevgili insan, saygı değer.
ONUKTEKİN: (TR) Sevilen, sayılan güvenilir, emin insan.
ONUL: (TR) İyileş, iyi ol, sağlıklı ol.
ONULTAN: (TR) İyileştiren, düzelten, sağlığına kavuşturan.
ONUR: (TüR) İnsanın kendisine karşı duyduğu saygı. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı değer, şeref.
ONURAD: (TR) Onuruyla tanınmış ad.
ONURAL: (TR) Şan, şeref kazan.
ONURALP: (TR) Onuruyla tanınmış kimse. Yiğit ve onurlu.
ONURHAN: (TR) Onurlu han, hükümdar.
ONURKAN: (TR) Onurlu, soylu kandan gelen.
ONURSAL: (TR) Onurla ilgili. Saygı için verilen san.
ONURSAN: (TR) Onuruyla tanınmış, şerefli.
ONURSAY: (TR) Onur say.ONURSEV: (TR) Onur sev.
ONURSOY: (TR) Onurlu soydan gelen.
ONURSU: (TR) Onur su.
ONURSÜ: (TR) Onurlu asker.
ORAK: (TR) Ekin biçme zamanı, hasat. Ekin biçme aracı.
ORAL: (TR) Kuleyi, şehri ele geçir, zaptet.
ORALMIŞ: (TR) Kale, şehir almış.
ORAN: (TR) Ölçü, nispet, derece. Ölçülü, hesaplı. Tahmin. Anlayışlı.
ORAY: (TR) Ateş gibi kızıl renkte ay. Şehirli, şehirde yaşayan.
ORBAY: (TR) Ordu komutanı. Ordu beyi.
ORBEK: (TR) Şehir beyi.
ORBEY: (TüR) Bekçi muhafız.
ORCAN: (TR) Bey can. Üstün, kıdemli kişi.
ORCANER: (TR) (bkz. Orcan).
ORÇUN: (TR) Ardıllar, halefler.
ORGUN: (TR) Gizli saklı.
ORGUNALP: (TR) Orgun alp.
ORGUNTAY: (TR) Orgun tay.
ÖRGÜN: (TR) Sıcak gün.
ORGUNALP: (TR) Örgün alp.
ORHAN: (TR) Şehrin yöneticisi, hakimi.
ORHON: (TR) (bkz. Orhun).
ORHUN: (TR) Orta Asya'da bir ırmak. Orta Asya Türklerinin kullandığı en eski yazı. Yüksek, yüce Hun anlamında.
ORKAN: (TR) Or kan.
ORKUN: (TR) (bkz. Orhun).
ORKUT: (TR) Kutlu, uğurlu şehir.
ORKUTAY: (TR) Or kut ay.
ORTAÇ: (TR) Tepe, ozanların bulunduğu. Mirasçı. Veliaht.
ORTAN: (TR) Ateş renginde kızıl tan.
ORTANCA: (TR) Pek çok türü bulunan süs bitkisi. Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasındaki kardeş.
ÖRTÜN: (TR) Ortanca kardeş.
ORTUNÇ: (TR) Ateş renginde tunç.
ORUÇ: (TR) İslam'ın beş şartından birisidir. Tan yerinin ağarmasından güneş batana kadar Allah rızası için yiyip içmekten cinsi münasebetten sakınmak. İbadet.
ORUK: (TR) Aile, oymak. Göçmen olarak gelip bir yere yerleşen. Yol, çare, imkan.
ORUN: (TR) Özel, yer. Önemli bir görevlinin çalıştığı yer, makam.Gizli, habersiz. Huy, yaratılış.
ORUS: (TR) Eski uygur adlarındandır. "Talih, baht, saadet" anlamındadır.
ORUZ: (TR) Düşün, düşünce.
OSKAN: (TR) Akıllı.
OSKAY: (TR) Neşeli, mutlu.
OSMAN: (AR) Bir tür kuş ya da ejderha. ( Toy denilen, kazdan büyük bir kuşun yavrusu). Ateş gibi adam (Odman= Od +Man)
OTAC: (TR) Hekim, doktor.
OTARAN: (TR) Hayvanları otlatan çoban.
OTAY: (TR) Ateş renginde ay.
OYAL: (TR) Oy al.
OYALP: (TR) Oy alp.
OYANALP: (TR) E Oğan alp. Güçlü yiğit.
OYHAN: (TR) Oy han.
OYKAN: (TR) Oy kan.
OYKUT: (TR) Oy kut.
OYLUM: (TR) Vadi, koyak. Çukur, oyuk. Bir cismin uzayda kapladığı boşluk.
OYMAN: (TR) Görüş, düşünce sahibi.
OYTUN: (TR) Kutsal, mübarek. Beğenilen, güzel yer. Alçak yer, ova.
OYTUNÇ: (TR) Oy tunç.
OYUM: (TR) Oymak işi.
OZAN: (TR) Şiir yazan, şair. Halk şairi. Şakacı, tatlı, güzel konuşan.
OZANALP: (TR) Şiir söyleyen tatlı dilli yiğit.
OZANER: (TR) Ozan er.
OZANSOY: (TR) Güzel konuşan, şiir yazan bir soydan gelen.
OZANSÜ: (TR) Güzel konuşan, şiir yazan asker.
OZGAN: (TR) Öne geçen, kazanan, başarılı.
Ö HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLER VE ANLAMLARI
ÖCAL: (TR) Yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al.
ÖDÜL: (TR) Bir başarı ya da iyilik karşısında verilen armağan. Yarışma veya müsabakalarda kazanana verilen hediye, mükafat.
ÖGE: (TR) Çok akıllı. Yaşlı kimse. Bir ulusun büyüğü, ileri geleni. Hekim. Ün, şöhret.
ÖGEDAY: (TR) Çok akıllı, bilgili. Moğol hükümdarı Cengiz Han'ın oğlu.
ÖGER: (TR) Akıllı, bilgili kimse.
ÖGET: (TR) Beğenilen, aranılan, övülen, iyi güzel.
ÖGETÜRK: (TR) Akıllı, bilgili Türk.
ÖĞÜN: (TR) Kendini yücelt, gurur duy. Zaman vakit. Kez, defa. Önde, ileride olan.
ÖĞÜT: (TR) Bir kimseye yapması ya da yapmaması gereken şeyler için söylenen söz.
ÖKE: (TR) (bkz. Öge).
ÖKER: (TR) Akıllı kimse.
ÖKKEŞ: (AR) Erkek örümcek. Bir dağ adı.
ÖKLÜ: (TR) Akıllı.
ÖKMEN: (TR) Akıllı, zeki, bilgili kimse.
ÖKMENER: (TR) Akıllı, bilgili kimse.
ÖKTEM: (TR) Güçlü, onurlu, gösterişli, korkusuz.
ÖKTEMER: (TR) (bkz. Öktem).
ÖKTEN: (TR) Akıllı, bilgili, fazıl, kahraman, cesur.
ÖKTÜRK: (TR) Akıllı, güçlü Türk.
ÖMER: (AR) Halife Hz Ömer'den. Adaletiyle ünlüdür.
ÖMÜR: (AR) Hayat müddeti, yaşama süresi. Hayat, dirilik.
ÖMÜRAL: (AR-TR) Uzun ömürlü ol.
ÖMÜRCAN: (AR-TR) Ömür-Can.
ÖNAL: (TR) İleri git, lider ol anlamında.
ÖNAY: (TR) Ayın ilk günlerindeki hali, hilal.
ÖNCEL: (TR) Birine göre kendinden önce yerini tutmuş olan kimse. Bizden önce yaşamış olanlar.
ÖNCÜBAY: (TR) Klavuz, rehber, önder kişi.
ÖNDER: (TR) Bir davada, fikri siyasi bir harekette önde giden, önayak olan, kitleyi idare eden kimse, lider, şef.
ÖNEL: (TR) Bir işin tamamlanması için verilen süre, vade, mühlet.
ÖNEN: (TR) Hak, adalet.
ÖNER: (TR) Önde gelen, başta gelen. Yön. Sıra.
ÖNGAY: (TR) Jüpiter gezegeni.
ÖNGEL: (TR) Ağır başlı.
ONGEN: (TR) Başarı, zafer.
ÖNGÜ: (TR) İlk, önce, önceki. Direnme, inat.
ÖNGÜL: (TR) Direnen, inatçı kimse. . Ön ayak olan, teşvik eden. Kılavuz.
ÖNGÜT: (TR) Saklanarak yanaşma, izinden yürüme. Hücum etmek için elverişli yer.
ÖNKAL: (TR) Ön kal.
ÖNSAL: (TR) Ön sal.
ÖNSOY: (TR) İlk soy.
ÖNÜR: (TR) Kendinden önceki, eski. Öne geçen, ileriye giden.
ÖREN: (TR) Eski yapı ya da kent kalıntısı. Şehir kent. Köy. Bitek ova. Ormanlık yer.
ÖRENEL: (TR) Cömert ve geniş el.
ÖRENER: (TR) Geniş, güven veren yiğit.
ÖRENGÜL: (TR) Yaban gülü.
ÖRGEN: (TR) Organ. İnce halat, urgan.
ORSAN: (TR) Yüce adı olan.
ÖRSEL: (TR) Ör sel.
ÖTÜKEN: (TR) Oğuz destanında Tiyenşan dağlarıyla Orhun havzası arasında bulunduğu belirtilen, ormanlık kutsal bölge. Moğolca'da yer Tanrıçası.
ÖVEÇ: (TR) 2, 3 yaşındaki erkek koyun.
ÖVÜNÇ: (TR) Övünmeye yol açan, övünülecek şey.
ÖYMEN: (TR) Evcimen, evine bağlı.
ÖZ: (TR) Bir kimsenin betiği, manevi varlığı. Bir şeyin temel öğesi. Kan bağı ile bağlı olan.
ÖZAK: (TR) Öz ak. Özü temiz, doğru kimse.
ÖZAKAN: (TR) Öz akan.
ÖZAKAY: (TR) Öz akay. Özü temiz kimse.
ÖZAKIN: (TR) Öz akın.
ÖZAKINCI: (TR) Öz akıncı.
ÖZAKTUĞ: (TR) Beyaz tuğ.
ÖZAL: (TR) Öz al.
ÖZALP: (TR) Özünde yiğit olan kimse.
ÖZALPMAN: (TR) Özünde yiğit olan kimse.
ÖZALPSAN: (TR) Yiğitliğiyle tanınan kimse.
ÖZALTAN: (TR) Sabah seher vaktinde göğün kızıllaşarak aydınlanması.
ÖZALTAY: (TR) Altaylara mensup. Öztürk.
ÖZALTIN: (TR) Özü altın gibi değerli olan kimse.
ÖZALTUĞ: (TR) Kırmızı tuğ.
ÖZAN: (TR) Öz an.
ÖZARI: (TR) Arı gibi çalışkan kimse.
ÖZARKIN: (TR) Öz arkın.
ÖZASLAN: (TR) Aslan gibi güçlü, soylu kimse.
ÖZATA: (TR) Ata ve Öz kelimelerinden birleşik isim.
ÖZATAY: (TR) Özü herkesçe tanınan kimse.
ÖZAY: (TR) Özü ay gibi temiz, parlak, aydınlık kimse.
ÖZAYDIN: (TR) Özü temiz, aydınlık kimse.
ÖZBAL: (TR) Balın özü.
ÖZBALA: (TR) Öz çocuk.
ÖZBAŞ: (TR) Öz baş.
ÖZBATU: (TR) Öz batu.
ÖZBAY: (TR) Yiğit, Türk Alpi.
ÖZBEK: (TR) Yiğit, cesur, özü güçlü. Orta Asya'da yaşayan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse.
ÖZBEKKAN: (TR) Özbek soyundan gelen.
ÖZBEN: (TR) Soyluluk ve asalette öz, temel.
ÖZBERK: (AR-FAR) Özü güçlü kimse.
ÖZBEY: (TR) (bkz. Özbay).
ÖZBİL: (TR) Öz- Bil
ÖZBİLEK: (TR) Güçlü bilek.
ÖZBİLEN: (TR) Kendisi bilen, kendiliğinden bilen.
ÖZBİLGE: (TR) Bilgelik taşıyan. Doğasında bilgelik bulunan.
ÖZBİLGİN: (TR) Öz bilgin.
ÖZBİLİR: (TR) Asıl bilgiye ulaşan, temel bilgi sahibi.
ÖZBİR: (TR) Soy, temel, asıl birliği.
ÖZBOĞA: (TR) Öz boğa.
ÖZCAN: (TR) Candan, samimi, içten.
ÖZCEBE: (TR) Zırh, cevşen, silah, mühimmat işleriyle uğraşan.
ÖZÇAM: (TR) Öz çam.
ÖZÇELİK: (TR) Özü çelik gibi sert ve güçlü.
ÖZÇEVİK: (TR) Canlı, çevik, hareketli kimse.
ÖZÇIN: (TR) Özü doğru, saf, temiz kimse.
ÖZÇINAR: (TR) Öz çınar.
ÖZDAĞ: (TR) Öz dağ.
ÖZDAL: (TR) Öz dal.
ÖZDAMAR: (TR) Öz damar.
ÖZDEĞER: (TR) Bir şeyin gerçek değeri.
ÖZDEK: (TR) Temel, esas, kök. İç, öz, çekirdek. Madde.
ÖZDEL: (TR) Hediye. Armağan.
ÖZDEMİR: (TR) Özü demir gibi güçlü.
ÖZDEN: (TR) Soyca temiz, köleliği olmayan, özgür. Özle, özvarlıkla, gerçekle ilgili.Suların geçtiği yer, su geçidi. Özsu.
ÖZDENER: (TR) Özden er.
ÖZDEŞ: (TR) Her türlü nitelik bakımından eşit olan, benzer olan.
ÖZDİL: (TR) Gönülden, içten.
ÖZDİLEK: (TR) Candan dilenen dilek.
ÖZDİLMAÇ: (TR) Tercüman, çevirmen.
ÖZDİNÇ: (TR) Özlü, canlı, dinç olan kimse.
ÖZDİNÇER: (TR) Özü canlı, dinç olan kimse.
ÖZDOĞA: (TR) Gerçek, bozulmamış tabiat.
ÖZDOĞAL: (TR) Öz doğal.
ÖZDOĞAN: (TR) Öz doğan.
ÖZDOĞRU: (TR) Özünden temiz, dürüst kimse.
ÖZDORU: (TR) Öz doru.
ÖZDORUK: (TR) Zirve. Yüksek şahsiyet.
ÖZDURAN: (TR) Öz duran.
ÖZDURDU: (TR) Öz durdu.
ÖZDURU: (TR) Özü duru, katıksız olan.
ÖZEK: (TR) Güç. Çalışkan. Küçük dere. Ağacın, bitkinin özü, içi. Bitki filizi. Bir şeyin ortası.
ÖZEKAN: (TR) Öze kan.
ÖZEL: (TR) Öz el. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait ya da ilişkin olan. Devlete değil, kişiye ait olan. Her zaman görülenden, olağandan farklı, dikkate değer.
ÖZEN: (TR) Bir işin elden geldiğince iyi olması için gösterilen çaba. İçerlek, tam orta, en içeride olan. İlk söz. 4 Bir birine yakın iki dağın arasındaki uzaklık, ara. Dere, ırmak.
ÖZENDER: (TR) Ender bulunan yaratılışta olan, değerli.
ÖZENGİN: (TR) Özü engin, geniş ve derin.
ÖZENLİ: (TR) Özenle çalışan kimse.
ÖZER: (TR) Yiğit, doğru kimse.
ÖZERCAN: (TR) Özer can.
ÖZERDAL: (TR) Öz er dal.
ÖZERDEM: (TR) Bütün erdemleri özünde toplayan.
ÖZERDİM: (TR) Özüne erdim, ulaştım.
ÖZERDİNÇ: (TR) Özünde canlı, dinç olan erkek.
ÖZEREK: (TR) Asıl amaç, ulaşılmak istenen şey.
ÖZERHAN: (TR) Yiğit, cesur han.
ÖZERK: (TR) Kendi kendini yönetme yetkisi olan.
ÖZERKİN: (TR) Özgür, güçlü kimse.
ÖZERKMEN: (TR) Özünde güçlü olan.
ÖZERMAN: (TR) Bir şeyi çok isteyen. Pişmanlık duyan.
ÖZEROL: (TR) Gerçek yiğit ol.
ÖZERTAN: (TR) Öz ertan.
ÖZERTEM: (TR) Özünde erdemli olan.
ÖZGE: (TR) Başka, gayrı, diğer. Yabancı, ağyar. İyi, güzel. İki dağ arasındaki dereciklerin birleştiği yer, derenin başlangıcı. Şakacı. Cana yakın, sıcakkanlı.Yürekli, gözü pek.
ÖZGEBAY: (TR) İyi, güzel, yürekli erkek.
ÖZGEER: (TR) İyi güzel erkek.
ÖZGEN: (TR) Özü geniş, rahat, sakin kimse.
ÖZGENALP: (TR) Sakin, ağırbaşlı yiğit.
ÖZGENAY: (TR) (bkz. Özgenalp).
ÖZGENÇ: (TR) Öz genç.
ÖZGENER: (TR) (bkz. Özgenalp).
ÖZGER: (TR) İyi, güzel kimse.
ÖZGİRAY: (TR) Kuvvetli, kudretli yiğit. Kırım hanlarının kullandığı isimlerden.
ÖZGÜ: (TR) Kutsal. Özellikle birine ya da bir şeye ait olan.
ÖZGÜÇ: (TR) Temel güç. Ana kuvvet.
ÖZGÜLEÇ: (TR) Güler yüzlü, içten gülen kimse.
ÖZGÜN: (TR) Nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan.
ÖZGÜNAY: (TR) Özgün ay.
ÖZGÜNER: (TR) Öz güner.
ÖZGÜNEŞ: (TR) Güneş gibi parlak ve kapsamlı.
ÖZGÜR: (TR) Kendi kendine hareket etme, davranma karar verme gücü olan. Tutuklu olmayan, hür. Başkasının kölesi olmayan. Bağımsız.
ÖZGÜRCAN: (TR) Özgürlüğüne düşkün kimse.
ÖZGÜREL: (TR) Özgür davranan kimse.
ÖZGÜVEN: (TR) Kendine güvenen.
ÖZHAKAN: (TR) Hakan soyundan gelen.
ÖZHAN: (TR) Hükümdar soyundan gelen.
ÖZİL: (TR) Gerçek ülke.
ÖZİLHAN: (TR) Ülkenin hanı, yöneticisi.
ÖZİLTER: (TR) Yurdun gerçek savunucusu, koruyucusu.
ÖZİNAL: (TR) Gerçek arkadaş, dost.
ÖZİNAN: (TR) Özden gelen inanç.
ÖZKAN: (TR) Temiz kan, soylu kimse.
ÖZKAR: (TR) Öz kar.
ÖZKAYA: (TR) Öz kaya.
ÖZKAYRA: (TR) İçten gelen bağış, iyilik.
ÖZKE: (TR) Sağlam, sağlıklı. Temiz yürekli.
ÖZKENT: (TR) Öz kent.
ÖZKER: (TR) Sağlam, temiz yürekli er.
ÖZKOÇ: (TR) Cesur, savaşkan yapılı..
ÖZKÖK: (TR) Esas, temel, kaynak. Neslin geldiği soy ağacı.
ÖZKUL: (TR) Gerçek kul. Hakkıyla ibadet eden kul.
ÖZKURT: (TR) Öz kurt.
ÖZKUT: (TR) Kutsanmış, kadr sahibi.
ÖZKUTAL: (TR) Gerçek mutluluk senin olsun.
ÖZKUTAY: (TR) Özü uğurlu ve ay gibi parlak olan.
ÖZKUTLU: (TR) Kutlu olan şeyin kendisi. Özü kutlu, uğurlu olan.
ÖZKUTSAL: (TR) Öz kutsal.
ÖZLEK: (TR) Toprağın özlü, verimli yeri. Zaman. Doğa üstü güç, felek.
ÖZLÜ: (TR) Özü benliği olan. İçten gerçek. Verimli.
ÖZLÜER: (TR) Kişilikli, olgun kişi.
ÖZMEN: (TR) Özlü kimse, özü iyi, sağlam kişilikli.
ÖZMERT: (TR) Mert yapılı.
ÖZMUT: (TR) Yapısında mutluluk olan.
ÖZNUR: (TR) Özü ışıklı, aydınlık kimse.
ÖZOĞUL: (TR) Öz oğul.
ÖZOĞUZ: (TR) Oğuz'a mensup. Oğuz'a ait.
ÖZOK: (TR) Özü ok gibi güçlü olan.
ÖZOL: (TR) Özün değişmesin, göründüğün gibi ol.
ÖZOZAN: (TR) Gerçek şair.
ÖZÖĞE: (TR) Bir şeyin aslı, özü.
ÖZÖNDER: (TR) Gerçek önder.
ÖZPINAR: (TR) Öz pınar.
ÖZPOLAT: (TR) Özü çelik gibi sağlam olan.
ÖZPULAT: (TR) (bkz. Özpolat).
ÖZSAN: (TR) Adı duyulmuş ünlü.
ÖZSEL: (TR) Özle ilgili, öze ilişkin.
ÖZSELEN: (TR) Gerçek haber.
ÖZSEVİ: (TR) İçten gelen sevgi.
ÖZSU: (TR) Bitki ve hayvan dokularında bulunan sıvılara verilen ad.
ÖZSUNGUR: (TR) Sakin, soğukkanlı yapısı olan.
ÖZSÜ: (TR) Gerçek asker. Askeri kişilik ve yapı sahibi.
ÖZSÜER: (TR) (bkz. Özsü).
ÖZŞAHİN: (TR) Şahin gibi güçlü, atak, çabuk yapılı.
ÖZŞAN: (TR) Öz şan.
ÖZŞEN: (TR) Şen yapılı.
ÖZTAN: (TR) Karanlığı bitiren, aydın başlangıç.
ÖZTANIR: (TR) Gerçeği ayırabilen.
ÖZTARHAN: (TR) Büyük nüfuz sahibi. Komutan, han. Toprak zengini.
ÖZTAŞ: (TR) Öz taş.
ÖZTAY: (TR) Öz tay.
ÖZTAYLAN: (TR) (bkz. Taylan).
ÖZTEK: (TR) Öz tek.
ÖZTEKİN: (TR) Yapısında emniyet ve güven taşıyan.
ÖZTİMUR: (TR) Özü demir gibi güçlü.
ÖZTUNA: (TR) (bkz. Tuna).
ÖZTUNÇ: (TR) Özü tunç gibi güçlü olan.
ÖZÜAK: (TR) Özü tertemiz olan kişi
ÖZÜDOĞRU: (TR) Dürüst ve doğruluğu ilke edinen.
ÖZÜM: (TR) Kardeş gibi tutulup sevilen.
ÖZÜN: (TR) Hakkıyla kazanılmış ün. Şiir.
ÖZÜPEK: (TR) Ruhen güçlü.
ÖZVER: (TR) Öz ver.
ÖZVERDİ: (TR) Öz verdi.
ÖZVEREN: (TR) Özveride bulunan, fedakar.
ÖZVERİ: (TR) Bir amaç ya da kişi için kendi yararlarından vazgeçme, fedakarlık.
ÖZYAY: (TR) Yay gibi çevik ve atılgan yapılı.
ÖZYURT: (TR) Anavatan, anayurt.
ÖZYUVA: (TR) Ata evi, dönülecek asıl yer.
ÖZYÜREK: (TR) Güçlü korkusuz.
OBUZ: (TR) Su kaynağı. Akarsulardan oluşan küçük derecik. İki derenin birleştiği dar yer. Karların erimesiyle oluşan ufak dere.
ODHAN: (TR) Atak, hareketli ve canlı lider. Ateş gibi han.
ODKAN: (TR) Canlı, coşkulu kimse. Ateş kanlı. Atak. Delidolu
ODMAN: (TR) Ateş gibi canlı, coşkulu, hareketli kimse.
OFLAS: (TR) (bkz. Oflaz).
OFLAZ: (TR) İyi, güzel, eksiksiz, tam. Gürbüz, yakışıklı, güzel giyinen. Becerikli.Eflatun rengi.İşe yarar uygun. Cesur kabadayı.
OFLAZER: (TR) Oflaz er. Gürbüz, becerikli, eksiksiz, yiğit.
OGAN: (TR) (bkz. Okan).
OGANER: (TR) Oğan er.
OGÜN: (TR) Anımsanan belirli bir günde doğan.
OĞANER: (TR) Oğan er.
OĞANSOY: (TR) Oğan soy.
OĞUÇ: (TR) Oymak. Hısım, akraba.Bereket.
OĞUR: (TR) Uğur. Samimi, içten dost. Bir şey yapabilmek için ele geçen zaman ya da elverişli durum.
OĞURALP: (TR) Samimi, içten yiğit.
OĞURATA: (TR) Uğurlu ata.
OĞUŞ: (TR) Erkek çocuk.
OĞUZ: (TR) Mübarek, saf ve iyi yaratılışlı. Genç, sağlam, güçlü. Türk efsanelerinde geçen büyük bir kahraman. Büyük bir Türk boyu.
OĞUZALP: (TR) Oğuz boyundan, yiğit, savaşçı.
OĞUZATA: (TR) Oğuz'a mensup, güçlü yiğit baba. Oğuz kahramanı.
OĞUZBALA: (TR) Oğuz çocuğu. Yiğit gürbüz çocuk.
OĞUZBAY: (TR) Oğuz bay.
OĞUZCAN: (TR) Oğuz can.
OĞUZER: (TR) Oğuz er.
OĞUZHAN: (TR) Yiğit han, hakan. Oğuz boylarının efsanevi kahramanı.
OĞUZKAN: (TR) Damarlarında Oğuz kanı taşıyan.
OĞUZMAN: (TR) Güçlü, sağlam, iyi yürekli, dost kimse.
OĞUZTAN: (TR) Görkemli, aydınlık.
OĞUZTÜZÜN: (TR) Sağlam, yiğit. Yumuşak huylu, sakin.
OKAN: (TR) Anlayışlı. Anlama, öğrenme.
OKANALP: (TR) Anlayışlı yiğit.Tanrısal gücü olan yiğit.
OKANAY: (TR) Okan ay.
OKANDAN: (TR) Tanrı'dan gelen, Tanrı'nın verdiği.
OKANER: (TR) (bkz. Okanalp).
OKATAN: (TR.) Ok atan.
OKATAY: (TR) Ok atay.
OKAY: (TR) Baht, talih, şans. Bahtlı, talihli. Beğenme. Satürn gezegeni.
OKBAŞ: (TR) Ok baş.
OKBOĞA: (TR) Hızlı ve boğa gibi güçlü.
OKBUDUN: (TR) Birlik içinde olan. Dürüst soya mensup.
OKCAN: (TR) Canlı, hareketli canı tez.
OKÇUN: (TR) Uzak, öte, uzakta bulunan.
OKDAĞ: (TR) Ok dağ.
OKDEMİR: (TR) Demir gibi sağlam ve atak. Demirden yapılmış ok.
OKER: (TR) Hızlı, canlı, hareketli kimse.
OKERGÜN: (TR) Ok ergin.
OKGÜÇ: (TR) Ok gibi güçlü ve hızlı.
OKHAN: (TR) Hızlı, atak ve güçlü lider, han.
OKKAN: (TR) Ok kan.
OKMAN: (TR) Ok gibi hızlı, güçlü kimse. Okçu.
OKSAL: (TR) Ok sal.
OKSALMIŞ: (TR) Ok atmakla meşhur.
OKSAR: (TR) Ok atışına hazırlan.
OKSAY: (TR) Ok ve Say'dan birleşik isim.
OKSEV: (TR) Ok ve Sev'den birleşik isim.
OKSEVEN: (TR) Ok seven.
OKSU: (TR) Hızlı ve düzenli akan su.
OKŞAK: (TR) Benzeyiş. Benzeyen, andıran.
OKTAN: (TR) Ok tan.
OKTAR: (TR) Ok tar.
OKTAY: (TR) Öfkeli, sinirli, kızgın.
OKTUĞ: (TR) Ok tuğ.
OKTUNA: (TR) Ok tuna.
OKTÜRE: (TR) Ok türe.
OKTÜREMİŞ: (TR) Ok türemış.
OKUŞ: (TR) Zeka, akıl, anlayışlılık. Çağrı, davet.
OKUŞLU: (TR) Zeki, akıllı, anlayışlı.
OKUTAN: (TR) Eğitici, öğretmen.
OKUTMAN: (TR) Okutan, öğreten, öğretmen.
OKUYAN: (TR) Okumayı seven. Çağıran, davet eden.
OKYALAZ: (TR) Ateş gibi canlı ve çabuk.
OKYAN: (TR) Ok yan.
OKYANUS: (YUN) Ana karaları birbirinden ayıran büyük deniz.
OKYAR: (TR) Ok yar.
OKYAY: (TR) Ok yay.
OLCA: (TR) Savaşta düşmandan ele geçirilen mal, ganimet.
OLCAY: (TR) Baht, talih, ikbal.
OLCAYTU: (TR) Bahtlı, şanslı, talihli.
OLCAYTUĞ: (TR) (bkz. Olcaytu).
OLCUM: (TR) Eli işe yatkın, becerikli, usta. Kendini olduğundan üstün gösteren.
OLDAÇ: (TR) Şişman, büyümeye, gelişmeye elverişli olan.
OLGAÇ: (TR) Olgun, yetişkin, iyi gelişmiş.
OLGUN: (TR) Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş kimse.
OLGUNAY: (TR) Olgunay, dolunay.
OLGUNER: (TR) Olgun er. Yetişmiş, iyi gelişmiş kimse.
OLGUNSOY: (TR) Tanınmış soydan gelen.
OLGUNSU: (TR) Olgunsu
OLSAR: (TR) Adın duyulsun.
OMAÇ: (TR) Hedef, gaye, amaç.
OMAY: (TR) Seçkin, seçilmiş. Özet, öz.
ONAR: (TR) Daha iyi bir duruma giren, mutlu olan. Hastalıktan, dertten kurtulan.
ONARAN: (TR) Düzelten, yararlı bir duruma getiren. İyileştiren, tedavi eden. Başaran, bitiren.
ONAT: (TR) İyi, güzel, düzgün. İyi yaratılışlı. Doğru, dürüst nitelikli. Kolay.
ONATKAN: (TR) Onat kan. Temiz, dürüst soydan gelen.
ONATSÜ: (TR) Güzel, dürüst asker. Nitelikli asker.
ONAY: (TR) Uygun bulma, onaylama. Uygun yerinde.
ONBULAK: (TR) On bulak.
ONGAR: (TR) Kurtuluş.
ONGAY: (TR) Kolay.
ONGU: (TR) Gönül rahatlığı, mutluluk, sağlık. Bayındırlık, gelişmişlik.
ONGUN: (TR) Eksiksiz, tam. Verimli, bol, Bayındır. Kutlu, uğurlu, beğenilen. Kurtulmuş, onmuş.Gelişmiş, gürbüz.
ONGUNALP: (TR) Kutlu, uğurlu, beğenilen yiğit.
ONGUNER: (TR) Gelişmiş, gürbüz genç.
ONGUNSU: (TR) Bol ve gür akan su.
ONGÜNER: (TR) Ongün-er.
ONGÜNEŞ: (TR) Ongün-eş.
ONUK: (TR) Sevgili, aziz.
ONUKER: (TR) Onuk er. Sevilen, sevgili insan, saygı değer.
ONUKTEKİN: (TR) Sevilen, sayılan güvenilir, emin insan.
ONUL: (TR) İyileş, iyi ol, sağlıklı ol.
ONULTAN: (TR) İyileştiren, düzelten, sağlığına kavuşturan.
ONUR: (TüR) İnsanın kendisine karşı duyduğu saygı. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı değer, şeref.
ONURAD: (TR) Onuruyla tanınmış ad.
ONURAL: (TR) Şan, şeref kazan.
ONURALP: (TR) Onuruyla tanınmış kimse. Yiğit ve onurlu.
ONURHAN: (TR) Onurlu han, hükümdar.
ONURKAN: (TR) Onurlu, soylu kandan gelen.
ONURSAL: (TR) Onurla ilgili. Saygı için verilen san.
ONURSAN: (TR) Onuruyla tanınmış, şerefli.
ONURSAY: (TR) Onur say.ONURSEV: (TR) Onur sev.
ONURSOY: (TR) Onurlu soydan gelen.
ONURSU: (TR) Onur su.
ONURSÜ: (TR) Onurlu asker.
ORAK: (TR) Ekin biçme zamanı, hasat. Ekin biçme aracı.
ORAL: (TR) Kuleyi, şehri ele geçir, zaptet.
ORALMIŞ: (TR) Kale, şehir almış.
ORAN: (TR) Ölçü, nispet, derece. Ölçülü, hesaplı. Tahmin. Anlayışlı.
ORAY: (TR) Ateş gibi kızıl renkte ay. Şehirli, şehirde yaşayan.
ORBAY: (TR) Ordu komutanı. Ordu beyi.
ORBEK: (TR) Şehir beyi.
ORBEY: (TüR) Bekçi muhafız.
ORCAN: (TR) Bey can. Üstün, kıdemli kişi.
ORCANER: (TR) (bkz. Orcan).
ORÇUN: (TR) Ardıllar, halefler.
ORGUN: (TR) Gizli saklı.
ORGUNALP: (TR) Orgun alp.
ORGUNTAY: (TR) Orgun tay.
ÖRGÜN: (TR) Sıcak gün.
ORGUNALP: (TR) Örgün alp.
ORHAN: (TR) Şehrin yöneticisi, hakimi.
ORHON: (TR) (bkz. Orhun).
ORHUN: (TR) Orta Asya'da bir ırmak. Orta Asya Türklerinin kullandığı en eski yazı. Yüksek, yüce Hun anlamında.
ORKAN: (TR) Or kan.
ORKUN: (TR) (bkz. Orhun).
ORKUT: (TR) Kutlu, uğurlu şehir.
ORKUTAY: (TR) Or kut ay.
ORTAÇ: (TR) Tepe, ozanların bulunduğu. Mirasçı. Veliaht.
ORTAN: (TR) Ateş renginde kızıl tan.
ORTANCA: (TR) Pek çok türü bulunan süs bitkisi. Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasındaki kardeş.
ÖRTÜN: (TR) Ortanca kardeş.
ORTUNÇ: (TR) Ateş renginde tunç.
ORUÇ: (TR) İslam'ın beş şartından birisidir. Tan yerinin ağarmasından güneş batana kadar Allah rızası için yiyip içmekten cinsi münasebetten sakınmak. İbadet.
ORUK: (TR) Aile, oymak. Göçmen olarak gelip bir yere yerleşen. Yol, çare, imkan.
ORUN: (TR) Özel, yer. Önemli bir görevlinin çalıştığı yer, makam.Gizli, habersiz. Huy, yaratılış.
ORUS: (TR) Eski uygur adlarındandır. "Talih, baht, saadet" anlamındadır.
ORUZ: (TR) Düşün, düşünce.
OSKAN: (TR) Akıllı.
OSKAY: (TR) Neşeli, mutlu.
OSMAN: (AR) Bir tür kuş ya da ejderha. ( Toy denilen, kazdan büyük bir kuşun yavrusu). Ateş gibi adam (Odman= Od +Man)
OTAC: (TR) Hekim, doktor.
OTARAN: (TR) Hayvanları otlatan çoban.
OTAY: (TR) Ateş renginde ay.
OYAL: (TR) Oy al.
OYALP: (TR) Oy alp.
OYANALP: (TR) E Oğan alp. Güçlü yiğit.
OYHAN: (TR) Oy han.
OYKAN: (TR) Oy kan.
OYKUT: (TR) Oy kut.
OYLUM: (TR) Vadi, koyak. Çukur, oyuk. Bir cismin uzayda kapladığı boşluk.
OYMAN: (TR) Görüş, düşünce sahibi.
OYTUN: (TR) Kutsal, mübarek. Beğenilen, güzel yer. Alçak yer, ova.
OYTUNÇ: (TR) Oy tunç.
OYUM: (TR) Oymak işi.
OZAN: (TR) Şiir yazan, şair. Halk şairi. Şakacı, tatlı, güzel konuşan.
OZANALP: (TR) Şiir söyleyen tatlı dilli yiğit.
OZANER: (TR) Ozan er.
OZANSOY: (TR) Güzel konuşan, şiir yazan bir soydan gelen.
OZANSÜ: (TR) Güzel konuşan, şiir yazan asker.
OZGAN: (TR) Öne geçen, kazanan, başarılı.
Ö HARFİ İLE BAŞLAYAN ERKEK İSİMLER VE ANLAMLARI
ÖCAL: (TR) Yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al.
ÖDÜL: (TR) Bir başarı ya da iyilik karşısında verilen armağan. Yarışma veya müsabakalarda kazanana verilen hediye, mükafat.
ÖGE: (TR) Çok akıllı. Yaşlı kimse. Bir ulusun büyüğü, ileri geleni. Hekim. Ün, şöhret.
ÖGEDAY: (TR) Çok akıllı, bilgili. Moğol hükümdarı Cengiz Han'ın oğlu.
ÖGER: (TR) Akıllı, bilgili kimse.
ÖGET: (TR) Beğenilen, aranılan, övülen, iyi güzel.
ÖGETÜRK: (TR) Akıllı, bilgili Türk.
ÖĞÜN: (TR) Kendini yücelt, gurur duy. Zaman vakit. Kez, defa. Önde, ileride olan.
ÖĞÜT: (TR) Bir kimseye yapması ya da yapmaması gereken şeyler için söylenen söz.
ÖKE: (TR) (bkz. Öge).
ÖKER: (TR) Akıllı kimse.
ÖKKEŞ: (AR) Erkek örümcek. Bir dağ adı.
ÖKLÜ: (TR) Akıllı.
ÖKMEN: (TR) Akıllı, zeki, bilgili kimse.
ÖKMENER: (TR) Akıllı, bilgili kimse.
ÖKTEM: (TR) Güçlü, onurlu, gösterişli, korkusuz.
ÖKTEMER: (TR) (bkz. Öktem).
ÖKTEN: (TR) Akıllı, bilgili, fazıl, kahraman, cesur.
ÖKTÜRK: (TR) Akıllı, güçlü Türk.
ÖMER: (AR) Halife Hz Ömer'den. Adaletiyle ünlüdür.
ÖMÜR: (AR) Hayat müddeti, yaşama süresi. Hayat, dirilik.
ÖMÜRAL: (AR-TR) Uzun ömürlü ol.
ÖMÜRCAN: (AR-TR) Ömür-Can.
ÖNAL: (TR) İleri git, lider ol anlamında.
ÖNAY: (TR) Ayın ilk günlerindeki hali, hilal.
ÖNCEL: (TR) Birine göre kendinden önce yerini tutmuş olan kimse. Bizden önce yaşamış olanlar.
ÖNCÜBAY: (TR) Klavuz, rehber, önder kişi.
ÖNDER: (TR) Bir davada, fikri siyasi bir harekette önde giden, önayak olan, kitleyi idare eden kimse, lider, şef.
ÖNEL: (TR) Bir işin tamamlanması için verilen süre, vade, mühlet.
ÖNEN: (TR) Hak, adalet.
ÖNER: (TR) Önde gelen, başta gelen. Yön. Sıra.
ÖNGAY: (TR) Jüpiter gezegeni.
ÖNGEL: (TR) Ağır başlı.
ONGEN: (TR) Başarı, zafer.
ÖNGÜ: (TR) İlk, önce, önceki. Direnme, inat.
ÖNGÜL: (TR) Direnen, inatçı kimse. . Ön ayak olan, teşvik eden. Kılavuz.
ÖNGÜT: (TR) Saklanarak yanaşma, izinden yürüme. Hücum etmek için elverişli yer.
ÖNKAL: (TR) Ön kal.
ÖNSAL: (TR) Ön sal.
ÖNSOY: (TR) İlk soy.
ÖNÜR: (TR) Kendinden önceki, eski. Öne geçen, ileriye giden.
ÖREN: (TR) Eski yapı ya da kent kalıntısı. Şehir kent. Köy. Bitek ova. Ormanlık yer.
ÖRENEL: (TR) Cömert ve geniş el.
ÖRENER: (TR) Geniş, güven veren yiğit.
ÖRENGÜL: (TR) Yaban gülü.
ÖRGEN: (TR) Organ. İnce halat, urgan.
ORSAN: (TR) Yüce adı olan.
ÖRSEL: (TR) Ör sel.
ÖTÜKEN: (TR) Oğuz destanında Tiyenşan dağlarıyla Orhun havzası arasında bulunduğu belirtilen, ormanlık kutsal bölge. Moğolca'da yer Tanrıçası.
ÖVEÇ: (TR) 2, 3 yaşındaki erkek koyun.
ÖVÜNÇ: (TR) Övünmeye yol açan, övünülecek şey.
ÖYMEN: (TR) Evcimen, evine bağlı.
ÖZ: (TR) Bir kimsenin betiği, manevi varlığı. Bir şeyin temel öğesi. Kan bağı ile bağlı olan.
ÖZAK: (TR) Öz ak. Özü temiz, doğru kimse.
ÖZAKAN: (TR) Öz akan.
ÖZAKAY: (TR) Öz akay. Özü temiz kimse.
ÖZAKIN: (TR) Öz akın.
ÖZAKINCI: (TR) Öz akıncı.
ÖZAKTUĞ: (TR) Beyaz tuğ.
ÖZAL: (TR) Öz al.
ÖZALP: (TR) Özünde yiğit olan kimse.
ÖZALPMAN: (TR) Özünde yiğit olan kimse.
ÖZALPSAN: (TR) Yiğitliğiyle tanınan kimse.
ÖZALTAN: (TR) Sabah seher vaktinde göğün kızıllaşarak aydınlanması.
ÖZALTAY: (TR) Altaylara mensup. Öztürk.
ÖZALTIN: (TR) Özü altın gibi değerli olan kimse.
ÖZALTUĞ: (TR) Kırmızı tuğ.
ÖZAN: (TR) Öz an.
ÖZARI: (TR) Arı gibi çalışkan kimse.
ÖZARKIN: (TR) Öz arkın.
ÖZASLAN: (TR) Aslan gibi güçlü, soylu kimse.
ÖZATA: (TR) Ata ve Öz kelimelerinden birleşik isim.
ÖZATAY: (TR) Özü herkesçe tanınan kimse.
ÖZAY: (TR) Özü ay gibi temiz, parlak, aydınlık kimse.
ÖZAYDIN: (TR) Özü temiz, aydınlık kimse.
ÖZBAL: (TR) Balın özü.
ÖZBALA: (TR) Öz çocuk.
ÖZBAŞ: (TR) Öz baş.
ÖZBATU: (TR) Öz batu.
ÖZBAY: (TR) Yiğit, Türk Alpi.
ÖZBEK: (TR) Yiğit, cesur, özü güçlü. Orta Asya'da yaşayan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse.
ÖZBEKKAN: (TR) Özbek soyundan gelen.
ÖZBEN: (TR) Soyluluk ve asalette öz, temel.
ÖZBERK: (AR-FAR) Özü güçlü kimse.
ÖZBEY: (TR) (bkz. Özbay).
ÖZBİL: (TR) Öz- Bil
ÖZBİLEK: (TR) Güçlü bilek.
ÖZBİLEN: (TR) Kendisi bilen, kendiliğinden bilen.
ÖZBİLGE: (TR) Bilgelik taşıyan. Doğasında bilgelik bulunan.
ÖZBİLGİN: (TR) Öz bilgin.
ÖZBİLİR: (TR) Asıl bilgiye ulaşan, temel bilgi sahibi.
ÖZBİR: (TR) Soy, temel, asıl birliği.
ÖZBOĞA: (TR) Öz boğa.
ÖZCAN: (TR) Candan, samimi, içten.
ÖZCEBE: (TR) Zırh, cevşen, silah, mühimmat işleriyle uğraşan.
ÖZÇAM: (TR) Öz çam.
ÖZÇELİK: (TR) Özü çelik gibi sert ve güçlü.
ÖZÇEVİK: (TR) Canlı, çevik, hareketli kimse.
ÖZÇIN: (TR) Özü doğru, saf, temiz kimse.
ÖZÇINAR: (TR) Öz çınar.
ÖZDAĞ: (TR) Öz dağ.
ÖZDAL: (TR) Öz dal.
ÖZDAMAR: (TR) Öz damar.
ÖZDEĞER: (TR) Bir şeyin gerçek değeri.
ÖZDEK: (TR) Temel, esas, kök. İç, öz, çekirdek. Madde.
ÖZDEL: (TR) Hediye. Armağan.
ÖZDEMİR: (TR) Özü demir gibi güçlü.
ÖZDEN: (TR) Soyca temiz, köleliği olmayan, özgür. Özle, özvarlıkla, gerçekle ilgili.Suların geçtiği yer, su geçidi. Özsu.
ÖZDENER: (TR) Özden er.
ÖZDEŞ: (TR) Her türlü nitelik bakımından eşit olan, benzer olan.
ÖZDİL: (TR) Gönülden, içten.
ÖZDİLEK: (TR) Candan dilenen dilek.
ÖZDİLMAÇ: (TR) Tercüman, çevirmen.
ÖZDİNÇ: (TR) Özlü, canlı, dinç olan kimse.
ÖZDİNÇER: (TR) Özü canlı, dinç olan kimse.
ÖZDOĞA: (TR) Gerçek, bozulmamış tabiat.
ÖZDOĞAL: (TR) Öz doğal.
ÖZDOĞAN: (TR) Öz doğan.
ÖZDOĞRU: (TR) Özünden temiz, dürüst kimse.
ÖZDORU: (TR) Öz doru.
ÖZDORUK: (TR) Zirve. Yüksek şahsiyet.
ÖZDURAN: (TR) Öz duran.
ÖZDURDU: (TR) Öz durdu.
ÖZDURU: (TR) Özü duru, katıksız olan.
ÖZEK: (TR) Güç. Çalışkan. Küçük dere. Ağacın, bitkinin özü, içi. Bitki filizi. Bir şeyin ortası.
ÖZEKAN: (TR) Öze kan.
ÖZEL: (TR) Öz el. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait ya da ilişkin olan. Devlete değil, kişiye ait olan. Her zaman görülenden, olağandan farklı, dikkate değer.
ÖZEN: (TR) Bir işin elden geldiğince iyi olması için gösterilen çaba. İçerlek, tam orta, en içeride olan. İlk söz. 4 Bir birine yakın iki dağın arasındaki uzaklık, ara. Dere, ırmak.
ÖZENDER: (TR) Ender bulunan yaratılışta olan, değerli.
ÖZENGİN: (TR) Özü engin, geniş ve derin.
ÖZENLİ: (TR) Özenle çalışan kimse.
ÖZER: (TR) Yiğit, doğru kimse.
ÖZERCAN: (TR) Özer can.
ÖZERDAL: (TR) Öz er dal.
ÖZERDEM: (TR) Bütün erdemleri özünde toplayan.
ÖZERDİM: (TR) Özüne erdim, ulaştım.
ÖZERDİNÇ: (TR) Özünde canlı, dinç olan erkek.
ÖZEREK: (TR) Asıl amaç, ulaşılmak istenen şey.
ÖZERHAN: (TR) Yiğit, cesur han.
ÖZERK: (TR) Kendi kendini yönetme yetkisi olan.
ÖZERKİN: (TR) Özgür, güçlü kimse.
ÖZERKMEN: (TR) Özünde güçlü olan.
ÖZERMAN: (TR) Bir şeyi çok isteyen. Pişmanlık duyan.
ÖZEROL: (TR) Gerçek yiğit ol.
ÖZERTAN: (TR) Öz ertan.
ÖZERTEM: (TR) Özünde erdemli olan.
ÖZGE: (TR) Başka, gayrı, diğer. Yabancı, ağyar. İyi, güzel. İki dağ arasındaki dereciklerin birleştiği yer, derenin başlangıcı. Şakacı. Cana yakın, sıcakkanlı.Yürekli, gözü pek.
ÖZGEBAY: (TR) İyi, güzel, yürekli erkek.
ÖZGEER: (TR) İyi güzel erkek.
ÖZGEN: (TR) Özü geniş, rahat, sakin kimse.
ÖZGENALP: (TR) Sakin, ağırbaşlı yiğit.
ÖZGENAY: (TR) (bkz. Özgenalp).
ÖZGENÇ: (TR) Öz genç.
ÖZGENER: (TR) (bkz. Özgenalp).
ÖZGER: (TR) İyi, güzel kimse.
ÖZGİRAY: (TR) Kuvvetli, kudretli yiğit. Kırım hanlarının kullandığı isimlerden.
ÖZGÜ: (TR) Kutsal. Özellikle birine ya da bir şeye ait olan.
ÖZGÜÇ: (TR) Temel güç. Ana kuvvet.
ÖZGÜLEÇ: (TR) Güler yüzlü, içten gülen kimse.
ÖZGÜN: (TR) Nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan.
ÖZGÜNAY: (TR) Özgün ay.
ÖZGÜNER: (TR) Öz güner.
ÖZGÜNEŞ: (TR) Güneş gibi parlak ve kapsamlı.
ÖZGÜR: (TR) Kendi kendine hareket etme, davranma karar verme gücü olan. Tutuklu olmayan, hür. Başkasının kölesi olmayan. Bağımsız.
ÖZGÜRCAN: (TR) Özgürlüğüne düşkün kimse.
ÖZGÜREL: (TR) Özgür davranan kimse.
ÖZGÜVEN: (TR) Kendine güvenen.
ÖZHAKAN: (TR) Hakan soyundan gelen.
ÖZHAN: (TR) Hükümdar soyundan gelen.
ÖZİL: (TR) Gerçek ülke.
ÖZİLHAN: (TR) Ülkenin hanı, yöneticisi.
ÖZİLTER: (TR) Yurdun gerçek savunucusu, koruyucusu.
ÖZİNAL: (TR) Gerçek arkadaş, dost.
ÖZİNAN: (TR) Özden gelen inanç.
ÖZKAN: (TR) Temiz kan, soylu kimse.
ÖZKAR: (TR) Öz kar.
ÖZKAYA: (TR) Öz kaya.
ÖZKAYRA: (TR) İçten gelen bağış, iyilik.
ÖZKE: (TR) Sağlam, sağlıklı. Temiz yürekli.
ÖZKENT: (TR) Öz kent.
ÖZKER: (TR) Sağlam, temiz yürekli er.
ÖZKOÇ: (TR) Cesur, savaşkan yapılı..
ÖZKÖK: (TR) Esas, temel, kaynak. Neslin geldiği soy ağacı.
ÖZKUL: (TR) Gerçek kul. Hakkıyla ibadet eden kul.
ÖZKURT: (TR) Öz kurt.
ÖZKUT: (TR) Kutsanmış, kadr sahibi.
ÖZKUTAL: (TR) Gerçek mutluluk senin olsun.
ÖZKUTAY: (TR) Özü uğurlu ve ay gibi parlak olan.
ÖZKUTLU: (TR) Kutlu olan şeyin kendisi. Özü kutlu, uğurlu olan.
ÖZKUTSAL: (TR) Öz kutsal.
ÖZLEK: (TR) Toprağın özlü, verimli yeri. Zaman. Doğa üstü güç, felek.
ÖZLÜ: (TR) Özü benliği olan. İçten gerçek. Verimli.
ÖZLÜER: (TR) Kişilikli, olgun kişi.
ÖZMEN: (TR) Özlü kimse, özü iyi, sağlam kişilikli.
ÖZMERT: (TR) Mert yapılı.
ÖZMUT: (TR) Yapısında mutluluk olan.
ÖZNUR: (TR) Özü ışıklı, aydınlık kimse.
ÖZOĞUL: (TR) Öz oğul.
ÖZOĞUZ: (TR) Oğuz'a mensup. Oğuz'a ait.
ÖZOK: (TR) Özü ok gibi güçlü olan.
ÖZOL: (TR) Özün değişmesin, göründüğün gibi ol.
ÖZOZAN: (TR) Gerçek şair.
ÖZÖĞE: (TR) Bir şeyin aslı, özü.
ÖZÖNDER: (TR) Gerçek önder.
ÖZPINAR: (TR) Öz pınar.
ÖZPOLAT: (TR) Özü çelik gibi sağlam olan.
ÖZPULAT: (TR) (bkz. Özpolat).
ÖZSAN: (TR) Adı duyulmuş ünlü.
ÖZSEL: (TR) Özle ilgili, öze ilişkin.
ÖZSELEN: (TR) Gerçek haber.
ÖZSEVİ: (TR) İçten gelen sevgi.
ÖZSU: (TR) Bitki ve hayvan dokularında bulunan sıvılara verilen ad.
ÖZSUNGUR: (TR) Sakin, soğukkanlı yapısı olan.
ÖZSÜ: (TR) Gerçek asker. Askeri kişilik ve yapı sahibi.
ÖZSÜER: (TR) (bkz. Özsü).
ÖZŞAHİN: (TR) Şahin gibi güçlü, atak, çabuk yapılı.
ÖZŞAN: (TR) Öz şan.
ÖZŞEN: (TR) Şen yapılı.
ÖZTAN: (TR) Karanlığı bitiren, aydın başlangıç.
ÖZTANIR: (TR) Gerçeği ayırabilen.
ÖZTARHAN: (TR) Büyük nüfuz sahibi. Komutan, han. Toprak zengini.
ÖZTAŞ: (TR) Öz taş.
ÖZTAY: (TR) Öz tay.
ÖZTAYLAN: (TR) (bkz. Taylan).
ÖZTEK: (TR) Öz tek.
ÖZTEKİN: (TR) Yapısında emniyet ve güven taşıyan.
ÖZTİMUR: (TR) Özü demir gibi güçlü.
ÖZTUNA: (TR) (bkz. Tuna).
ÖZTUNÇ: (TR) Özü tunç gibi güçlü olan.
ÖZÜAK: (TR) Özü tertemiz olan kişi
ÖZÜDOĞRU: (TR) Dürüst ve doğruluğu ilke edinen.
ÖZÜM: (TR) Kardeş gibi tutulup sevilen.
ÖZÜN: (TR) Hakkıyla kazanılmış ün. Şiir.
ÖZÜPEK: (TR) Ruhen güçlü.
ÖZVER: (TR) Öz ver.
ÖZVERDİ: (TR) Öz verdi.
ÖZVEREN: (TR) Özveride bulunan, fedakar.
ÖZVERİ: (TR) Bir amaç ya da kişi için kendi yararlarından vazgeçme, fedakarlık.
ÖZYAY: (TR) Yay gibi çevik ve atılgan yapılı.
ÖZYURT: (TR) Anavatan, anayurt.
ÖZYUVA: (TR) Ata evi, dönülecek asıl yer.
ÖZYÜREK: (TR) Güçlü korkusuz.